Rusya’nın Ukrayna’ya Saldırısının Almanya’ya Yansımaları

BERLİN – UHA HABER / SETA bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Araştırmacı M. Erkut Ayvaz, Almanya’nın aldığı somut değişiklik kararlarını, Federal hükümetin değişiklik kararları neden önem arz ettiğini ve yeni kararlara yönelik Alman siyasetinin tepkisinin ne olduğunu kaleme aldı.
Araştırmacı M. Erkut Ayvaz, “Rusya’nın Ukrayna’ya Saldırısının Almanya’ya Yansımaları” konusunda (TÜHA) TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı Almanya Temsilcisi Tuba Nur TÜRKELİ’ne açıklamalarda bulunarak, geride kalan günlerde kamuoyunda oldukça kapsamlı bir şekilde ele alınan Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik başlattığı askeri saldırının Alman siyasetinde önemli değişikliklere yol açtığına dikkat çekti.
M. Erkut Ayvaz, krizin savaşa evrilmesinden önceki ilk aşamadan itibaren Almanya’daki federal hükümet çekimser bir tavır benimserken özellikle Ukrayna’nın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO üyesi Doğu Avrupa ülkeleri tarafından eleştirilere muhatap olduğunu hatırlatarak, Örneğin çatışma bölgesi gerekçesiyle Ukrayna’ya silah gönderilmemesi politikasını benimseyen federal hükümetin bu pozisyonunu Rusya’nın 24 Şubat’ta saldırıyı başlatmasıyla birlikte de değiştirmediğinin altını çizdi.
Bu bağlamda Federal Şansölye Yardımcısı Robert Habeck’in (Yeşiller) 24 Şubat Perşembe akşamı katıldığı bir televizyon programında Almanya’nın silah göndermeme ilkesinde değişiklik olmadığını ifade etmesini hatırlatan M. Erkut Ayvaz, Habeck’in ayrıca Almanya’nın üçüncü dünya savaşı riski sebebiyle kesinlikle Rusya’ya yönelik bir savaşa girilemeyeceğini vurgulamasının da dikkat çektiğini ifade etti.
Araştırmacı Ayvaz, “Dolayısıyla krizin askeri saldırı ve savaşa dönüşmesi öncesinde Almanya’nın alternatif bir strateji belirlediğinden bahsetmek oldukça güçtür. Zira saldırının başlamasıyla birlikte dahi ilk aşamada bir politika değişikliğine gidilmemiştir. Ancak daha sonraki günlerde hükümet ve başta Şansölye Olaf Scholz (SPD) 27 Şubat Pazar günü Federal Meclisteki özel oturumda küresel anlamda da şaşkınlığa neden olan ciddi politika değişikliklerini kamuoyuna duyurmuştur” dedi.
Söz konusu yeni projeksiyon bağlamında hem Ukrayna’ya silah gönderilecek hem de Almanya’nın askeri/savunma harcamalarının ciddi oranda artırılacak olması konunun daha hassas bir çerçeveden ele alınmasına neden olduğunu ve olmaya devam edeceğinin altını çizen M. Erkut Ayvaz, diğer yandan on altı yıllık Şansölye Angela Merkel (CDU) hükümetleri döneminde esasen önemli bir değişikliğe gidilmediği fakat savunma harcamalarının son yıllarda kısmen artırıldığının unutulmaması gerektiğini dile getirdi.
Buna rağmen Alman ordusunda halen ciddi eksiklikler olduğunun ileri sürülmesinin konunun çok daha fazla önem arz ettiğini gösterdiğini belirten Ayvaz, “Almanya’nın –son yıllarda ABD’nin eleştirilerine neden olan ve yetersiz bulunan– savunma harcamalarına ilişkin tutumunun yanı sıra bilhassa enerji alanında Rusya’ya yönelik bağımlılığının da artması ciddi eleştirilere neden olmuştur. Buna rağmen 8 Aralık 2021’den bu yana görevde bulunan yeni koalisyon hükümeti ve sosyal demokrat Şansölye Scholz ile birlikte de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısına kadar büyük bir değişikliğe gidilmediğinin altı çizilmelidir” dedi.
M. Erkut Ayvaz, SPD, Yeşiller ve Hür Demokratlardan (FDP) oluşan mevcut üçlü koalisyonun farklı politika eğilimlerini bir araya getirmesi nedeniyle kırılgan bir zemin üzerine kurulduğunun bilindiğine dikkat çekerek, bu çerçevede bu perspektifte değinilecek olan söz konusu yeni kararlara yönelik ilginin ve hatta kısmi şaşkınlığın daha da artmasının anlaşılır bir durum olduğunu ve ancak kararların uygulanmasına dair şimdilik somut bir yol haritasının netleşmediğini de unutmamak gerektiğini aktardı.
RUSYA’NIN UKRAYNA’YA SALDIRISI ÖNCESİNDE ALMANYA’NIN BENİMSEDİĞİ YAKLAŞIM
Krizin ilk aşamasından itibaren federal hükümet tarafından benimsenen politika doğrultusunda ne ekonomik ne de askeri anlamda bir değişikliğe gidildiğini ifade eden Araştırmacı Ayvaz, şunları söyledi:
“Bu süreçte Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi Şansölye Olaf Scholz’un da –gecikmeli de olsa– bizzat Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldiği ve bir nevi diyalog ile krizin çözümü noktasında adımlar attığı bilinmektedir. Ancak Rusya’nın tutumuna ve Batılı ülkelerin yaptırım çağrılarına rağmen Scholz tartışmalı Kuzey Akım 2 boru hattı konusunda sertlik yanlısı olmayan bir tavrı sürdürmüştür. Ayrıca Ukrayna’ya silah göndermeye karşıt tutumunda da değişiklik olmamıştır. Buna rağmen Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi engellenememiştir. Esasen Rusya’nın Ukrayna’ya saldırı başlattığı ilk günlerde dahi Almanya’nın bazı ekonomik-finansal yaptırımlar konusunda (örneğin Rusya’nın SWIFT ödeme sisteminden çıkarılması hususunda) kısmen çekimser kalan ülkeler arasında yer almasıda pek şaşırtıcı olmamıştır. Ancak ilk birkaç gün içerisinde Rus ordusunun tahmin edilenin aksine Ukrayna’daki hedeflerine ulaşamadığı yönündeki yaygın kanaat veya kamuoyunda oluşan bu yöndeki algının kabul görmesiyle birlikte federal hükümet Berlin Duvarı’nın yıkılışından bu yana en keskin politika değişikliklerine gitmiştir”. (Devam edecek)
Tuba Nur TÜRKELİ, Avrupa Temsilcisi
***
M. Erkut Ayvaz
[UHA Haber Ajansı, 14 Mart 2022]