Putin’in şovu: Rus halkı Ukrayna savaşını nasıl izliyor?

İSTANBUL – UHA HABER / The Economist dergisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın işgalini Rusya halkına nasıl yansıttığını ve Kremlin’in enformasyon mücadelesini ele alan “The Putin Show” (Putin Şov) isimli bir yazı yayımladı. Yazıda Economist ekibi kendilerini Rusya vatandaşlarının yerine koyarak Rusya medyasının bir gününü inceledi.
Uluslararası Haber Ajansı (UHA)’nın Medyascope’den aktardığına göre, Medyascope bu yazıyı Türkçeye çevirdi. Keyifli okumalar.
Vladimir Putin 2000 yılında ilk kez Rusya’nın başına geldiğinde Boris Yeltsin’den devraldığı ofiste çok az değişiklik yaptı. Ancak bir ziyaretçinin aktardığına göre, masasının üzerinde bir kalem yerine televizyon kumandası vardı. Yeni başkan medya ile takıntılı ve her akşam televizyonda kendisini izleyen biriydi. İlk hamlelerinden biri ülkenin televizyon ağlarını Kremlin’in kontrolüne almak olmuştu. Bu televizyon ağlarından biri de bir oligarkın sahibi olduğu ve Kukli (Kuklalar) isimli bir siyasi mizah programında yeni başkanın iğnelendiği NTV’ydi.

20 yıllık iktidarın ardından bugün kuklacı olan kişi ise Vladimir Putin. Devlet ülkenin televizyon kanallarını, radyo istasyonlarını ve gazetelerini kontrol ediyor. Kremlin editörlere ve prodüktörlere “metodiçki” yani nelere ne kadar ve nasıl yer vereceklerine dair rehberler veriyor. Genç kitlenin çevrimiçi platformlara dönmesiyle beraber Kremlin sosyal ağlara ve haber sitelerine eğilerek, dijital medya veya Telegram gibi popüler mesajlaşma uygulamalarını devlet onaylı içeriklerle doldurarak burayı da kontrol etmeye çalışıyor. Propaganda Putin’in rejimini uzun süre ayakta tuttu, şimdi ise savaş makinesine yakıt oluyor.
Başkanın 24 Şubat tarihinde Ukrayna üzerine “özel askeri operasyon” ilan etmesiyle beraber bilgi üzerindeki kontrol daha da sıkılaştı. Sansür yasaları gayriresmi kaynakları referans gösteren haber faaliyetlerini yasaklıyor. Savaşa “savaş” demek bir suç. Protestocular, Rusça’da “savaşa hayır” sekiz harfli olduğu için üzerinde sekiz yıldız bulunan pankartlar açıyor ve bu yüzden gözaltına alınıyor.
Facebook, Twitter ve Instagram gibi pek çok Batı merkezli sosyal ağ yasaklandı veya bu ağlara erişim engellendi. Medyanın son bağımsız kalelerinin de yayın hayatına son verildi. Çevrimiçi televizyon kanalı Dojd yayınlarına ara verdi, editörü yakın zamanda Nobel Barış Ödülü kazanan liberal gazete Novaya Gazeta faaliyetlerini durdurdu, popüler liberal radyo istasyonu Echo Moskvy ise yayınlarını uzun zamandır sürdürdüğü 91.2 frekansını kullanmıyor.

Putin’in rejimi görece daha açık bir otoriteryenizmden daha kapalı bir diktatörlüğe doğru kayarken propaganda stili de değişiyor. Televizyon sunucuları ve konukları mevcut “özel askeri operasyon”u daha büyük bir çatışmanın parçası olarak resmediyor. Devlet medyası uzun süredir Batı’nın, Rusya’yı ve Putin’in anavatanı koruma çabalarını sabote etmeye çalıştığını anlatıyor. Bir zamanlar hareketsizliği teşvik eden, gerçekliğe gölge düşüren ve siyasi katılımı azaltmayı amaçlayan propaganda git gide Putin’in savaşı için halk desteği yaratmaya, insanları Rusya’nın saldırı altında olduğuna ve tek çıkış yolunun zafer olduğuna ikna etmeye çalışan bir hal aldı. Sosyolog Greg Yudin bununla ilgili “Otoriter yaşamın eski kuralları yıkılıyor, artık aktif katılım talep ediliyor” yorumunda bulundu.
Her ülkede olduğu gibi Rusya’da da gördüğünüz resim tükettiğiniz medyaya göre şekilleniyor. Biraz teknolojiden anlayan ve bu arzuyu taşıyan Ruslar hala gayriresmi bilgiye ulaşabiliyor. Ancak Economist’in 11 Mayıs’ta yaptığı gibi resmi haberleri takip edenler tamamen Kremlin’in yarattığı dünyaya bakıyor. İşte Putin Şov seyircisinin yaşamından bir gün.

Sabah 8
Moskova’nın dışında yeni çok katlı binadaki apartman dairende uyanıyorsun. Gri bir gün, hava bulutlu ve soğuk. Yaşlı annen muhafazakar bir günlük gazete olan İzvestiya’yı mutfak masasının üzerine bırakıyor. Ön sayfaya göz attığında her zamanki hikayeleri görüyorsun: Ukraynalı Naziler, Batı komploları, Rus kahramanlığı.
“Atalarım anavatanı Nazizm’e karşı savundu, ben de savunacağım” diyor ünlü aktör Vladimir Maşkov. Sen de Büyük Savaş’ta cephede ölen büyükbabanı hatırlıyorsun ve büyükannenin Leningrad Kuşatması’nda duvar kağıdı tutkalı yiyerek hayatta kaldıklarını anlattığı hikayeleri.
“Meşhur ‘Azov’un üslerinden biri bize ne gösteriyor” Aşırı sağ bağlantılı Azov taburunun savaş suçları ve sivil infazına dair izler bıraktığını okuyorsun. Gazetenin anlattığına göre grubu İngilizler kurup eğitmiş, Nazi ideolojisini ve neo-pagan kültlerine bağlılıklarını beslemiş.
“Doktorların cesur işleri” Gönüllü Rus doktorlarının Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde zor şartlarda çalıştığını görüp üzülüyorsun. Davaya hizmet edebilmek için senin de yapabileceğin şeyler olabilir mi acaba?
“Artılar ve eksiler” Rusya’nın bütçe fazlasının petrol gelirleri sayesinde 800 milyar rubleye ulaştığını öğreniyorsun. Batı yaptırımları vız gelir tırıs gider.

Saat 11.30
Bir sağlık kliniğinde işteyken telefonuna göz atıyorsun. Rusya’nın en popüler sosyal medya paltformu VKontakte’de (VK) gündemler sekmesi seni “Ukrayna’daki durum” hakkında bir kanala yönlendiriyor.
“Kırım Başbakan Yardımcısı: Ukrayna’nın güneyi Rus olacak” Mevzubahis yetkili Ukrayna’nın güneyinde halkın iradesinin anavatana tekrar katılmaktan yana olduğunu ve Ukrayna yönetiminin sadece acı ve çile getirdiğini açıklıyor. Geçtiğimiz ay Kırım kıyılarındaki tatilini ve insanların Rusya’nın parçası olmaktan ne kadar mutlu göründüğünü hatırlıyorsun.
“Sağ Sektör destekçisi Kaliningrad’da gözaltına alındı” Rus güvenlik teşkilatından yetkililerin Zafer Günü’nde terör saldırısı planlayan Ukraynalı Nazi sempatizanını ele geçirdiğini görüyorsun. Rusya Ukrayna’da nazizimin daha da büyümesine izin verse durum ne kadar da kötü olurdu? Belki de Putin haklıydı: Rusya’nın başka çaresi yoktu.
“Donetsk’te Rus kahraman Nurmagomed Gacimagomedov’un ismi bir meydana verilecek” Özel operasyon sırasında ölen ilk askerlerden biri olan Gacimagomedov sadece 25 yaşındaydı. Vazifesini yaparken öldü.
“Putin Donetsk Halk Cumhuriyeti Günü’nde Puşilin’i tebrik eti, zafere olan inancını belirtti” Donetsk Halk Cumhuriyeti Ukrayna’dan ayrılalı tam sekiz yıl olduğunu öğreniyorsun. Tam tamına sekiz yıl! Zafer yakında gelse iyi olur.

1970’lerin ve 1980’lerin Sovyet televizyon haberleri sıkıcıydı. Sunucular statik stüdyolardan “hroniki” adlı monoton bültenler okurdu. Komünist Parti yetkilileri halkı harekete geçirmeyi umsa da sonuç bir uyku ilacıydı. Putin iktidarının başlarında Rus televizyonu yazarı Peter Pomeratnsev’in ifadesiyle “hiçbir şeyin doğru olmadığı ve her şeyin mümkün olduğu” bir dünya yarattı. Bu tür propaganda izleyicilerin duydukları her şeyden şüphe etmesini sağlayarak sanrısal bir etki yarattı.
Pek çoğu siyasi hayatla bağlantısını kesti. Yeni savaş propagandası ise daha ziyade uyarıcı işlevi görüyor. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan Andrei Kolesnikov “Şimdi seferberliğe, bu büyüklükte bir girişim için güçlü desteğe ihtiyaçları var” diyor.
Devlet medyası Batı’nın işgal uyarılarıyla alay etmiş ve günün sonunda Putin’in emri ile şoka uğramışa benziyordu. Televizyon kanalı Dojd’da resmi medya ile alakalı bir program sunan Maria Borzunova “Pek çoğu bu olayın bilgi savaşı sınırlarında kalacağını sanıyordu” yorumunda bulunuyor. Bazı gazeteciler ise dramatik çıkışlarda bulundu. Tıpkı Rusya’nın ana televizyon ağı Kanal 1’de canlı yayında bir protesto gerçekleştiren Marina Ovsyannikova gibi. Pek çoğu ise propaganda makinesini çalıştırmaya devam etti. “Midem bulanmıştı” diyor devlet haber ajansında çalışan bir gazeteci. “24’ünden (Şubat) sonraki günlerde sürekli ‘Gitmeliyim’ diye düşündüm… ancak bir ailem, bir çocuğum ve ödemem gereken ev kredim var”.
Rus gazeteci Maria Ovsyannikova canlı yayında “Savaşa hayır! Burada size yalan söylüyorlar” yazılı bir pankart açarak Batı medyasının gündemine oturmuştu.
Savaşın başlarında habercilik muzaffer bir eda takınmıştı. Gazeteciler “özel operasyon”un günler veya haftalar içinde sonuca ulaşacağını ima ediyordu. Yorumcular Ukrayna’nın devletliğini sorguluyor, Naziler hakkında uyarılarda bulunuyor, Batı’yı Nazileri beslemekle suçluyor ve Ukrayna halkının kurtarılmayı beklediğini anlatıyordu. Pek çoğu Putin’in işgal hakkındaki ilk açıklamalarını tekrarlıyordu: “Rusya önleyici bir saldırıda bulunmasaydı kendisine saldırılacaktı”
Çatışma devam ettikçe kullanılan ton ise giderek histerikleşti. Ukrayna’daki savaş hala bir “özel askeri operasyon” olsa da Batı ile savaşta bir cephe olarak resmediliyor. Yaptırımlar Batı’nın Rusya’yı alaşağı etme niyetinin bir kanıtı. Rusya’nın her türlü zorluğa karşı çıkacağını hatırlatmak için eski travmalar raflardan indiriliyor. Putin’e barış zamanında kullandığı “başkan” sıfatından çok “başkomutan” şeklinde hitap ediliyor. BBC Gözlem Servisi adına Rus medyasını takip eden Francis Scarr’a göre Ruslar çok sık “yeni dünya düzenini inşa ettiklerinden, Amerikan hegamonyasını kırma zamanlarının geldiğinden” bahsediyor.
Savaş suçları işleniyor ancak Batı medyasının anlattığının tam tersi bir şekilde. Kiev’in kuzeyindeki Buça kentindeki siviller bölgeyi kısa süre işgal eden Rus güçlerince değil, Ukrayna askerlerince katledildi. Batılı gizli servisler, gazetecilerin bulması için cesetleri yol üzerlerine yerleştirdi. Savaş sebebiyle Kanal 1’den istifa eden eski muhabir Janna Agalakova, “Bazen aynı nesnelere sahip iki farklı gezegende yaşıyormuşuz hissine kapılıyorum” diyor. Rus medyası “Mariupol’de Rus tanklarının çiçeklerle karşılandığını anlatıyor” Batı medyasi ise “İnsanların ölü beden yığınlarıyla dolu sokaklardan geçtiği yok edilmiş bir şehirden bahsediyor”.

Kitlelere Rus birliklerinin sivil kayıplarından kaçınmak için fazladan özen gösterdiği söyleniyor, ancak bunu yapmak zor çünkü Ukraynalı Naziler apartman bloklarında saklanıyor. Rus televizyonu operasyonun neden bu kadar uzun sürdüğüyle ilgili bu mazereti kullanıyor. Eğer kabullenilirse Rusya’nın kayıpları bir kahramanlık anlatısına malzeme oluyor. Rusya’nın Karadeniz’deki amiral gemisi Moskva’nın batırılışı ise savaşla tamamen alakasız bir kaza şeklinde açıklandı. Resmi haberlerde bu hadiseye kısaca değinildi.
2014 yılında benzer iddialar Rusya’nın Kırım’ı ilhakını ve Doğu Ukrayna’nın nihai işgalini meşrulaştırmak için kullanılmıştı. Ancak o zamanlar “nazizm” yalnızca Ukrayna’daki Rusça konuşan halk içindi. Mevcut anlatı ise Rusya üzerindeki tehdide odaklanıyor. Rusya’nın bir millet olarak varlığı, Rus tarihi, Rus kültürü ve Rus olma hakkı saldırı altında. Büyük Savaş’ta nazizme karşı verilen haklı ve varoluşsal mücadele ile örtüşen bir hikaye. İç düşmanlar da es geçilmiyor elbette. Resmi medya ülkenin temizlenmesi gerektiğini söylüyor ve Stalin’in 1930’lardaki veya İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra “kozmopolitanlara” karşı benimsediği dili diriltiyor. Retoriğin yeni bir dini esintisi de var.

Akşam 18.00
Eve giderken Moskova’nın Üçüncü Halka Otoyolu’nda trafikte sıkışmışken haberleri dinlemek için radyoyu açıyorsun. 24 Şubat’tan bu yana hep olduğu gibi ana gündem Ukrayna’daki özel operasyon:
“Moskova’da saat 18.00. Haberler! Ben Stepan Grişin, stüdyodan merhabalar. Ukrayna’nın biyolojik silah parçası geliştirmek ve yeni türleri test etmek için bir üs kurduğu öğrenildi. Rus Savunma Bakanlığı sınırımıza yakın bölgelerde biyo-askeri faaliyetlerde bulunduğu için Amerika’ya yeni suçlamalarda bulundu. Rus Silahlı Kuvvetleri’ne göre Amerikalılar Donbas’ta yapay bir epidemik başlatmayı çoktan denedi. Detaylar için Boris Belin’e bağlanıyoruz:
Rusya Silahlı Kuvvetleri Amerika Birleşik Devletleri’ni Ukrayna’da 30 biyolaboratuvar kurmakla suçladı. Bu yapılar Amerikalılar tarafından kuruldu ve finanse edildi. Washington bu laboratuvarları kurduğu gerçeğini inkar etmedi, ancak buralarda sadece epidemiği önlemeye yönelik sıradan tıbbi araştırmalar yürütüldüğü konusunda ısrarcılar. Ancak Rusya Savunma Bakanlığı bu laboratuvarların aslında biyo-askeri faaliyetlerle bağlantılı deneyler için kullanıldığına kanaat getirdi.
Radyolojik, Kimyasal ve Biyolojik Savunma Kuvvetleri komutanı Igor Kirillov, ortada biyo-askeri bir silaha dair elementlerin olabileceğinden bahsetti:
Ukrayna’da öncelik HIV, çocuk felci, kızamık ve hepatit gibi toplumsal açıdan önemli hastalıklar olsa da görevli Amerikalılar kolera, tularemi, veba ve hantavirüsler gibi tamamen farklı hastalıklarla ilgileniyor. Ukrayna’daki askeri operasyonun bir sonucu olarak potansiyel bir biyolojik silahın elementleri olabilecek söz konusu bu enfeksiyonlara dair çalışmalar keşfedilmiştir. Ukrayna’nın Bayraktar’ların üretici şirketlerine droneları aerosol-spreyleme ekipmanlarıyla donatma ihtimaline yönelik bir talepte bulunduğu bilgisi de elimizde vardı.
Kirillov’un söylediği üzere Ukrayna’daki özel operasyon sırasında Rus askerleri konteynırlar ve spreyleme ekipmanlarıyla donatılmış ondan fazla insansız hava aracı buldu. Igor Kirillov Ukrayna’daki Amerikan biyolaboratuvarlarnın çalışma planlarıyla alakalı bazı detaylar paylaştı.
Ukrayna’daki Amerikan biyo-askeri faaliyetlerinin ideologları Demokrat Parti’nin liderleri. Askeri ve biyolojik araştırmaların kaynakları doğrudan federal bütçeden karşılanması için yasal çerçeve Amerikan hükümetinin yürütme erki tarafından hazırlandı. Hükümet teşvikleri federal kaynakların sivil toplum örgütlerine aktarılmasını sağladı. Clintonlar, Rockefellerlar, Soros ve Biden da dahil olmak üzere Demokrat Parti yönetimi tarafından kontrol edilen yatırım fonlarında büyük ilaç şirketleri de dahildi. Bunlar arasında Pfizer, Moderna, Merck ve Amerikan silah endüstrisiyle bağlantılı Gilead da yer alıyor”
Biyolaboratuvarlar hakkındaki konuşma kulağa havalı geliyor, sanki bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi. Ancak salgın başladığından beri hayatta çok şey oldu. Hala Soros’un kim olduğundan tam olarak emin değilsin, ama işin içinde o varsa kötü bir şey olmalı. Amerikalıların böyle bir şey yapabileceği seni şaşırtmıyor.

Akşam 9
Akşam yemeğinden sonra televizyonun karşısına uzanıyorsun. Kanalları dolaşıyor ve Vladimir Solovyov tarafından sunulan bir talk-show’a denk geliyorsun.
Şık bir stüdyodan seslendirdiği monologu oldukça açık mesajlar içeriyor. Batı, Rusya’nın topyekun imhası dışında bir şey istemiyor. Putin, Rus halkının desteğine sahip ve desteğini gösterme sırası sende. Ayağa kalkıyorsun, ancak sadece buzdolabından bir bira almak için.
Kiev’de bir restoran sahibi olan Mihail Katsurin, 24 Şubat’ın ilk saatlerinde patlama sesleriyle uyandı. Birkaç gün sonra Rusya’nın küçük bir kentinde yaşayan babasını aradı. “Babamı aradım ve dedim ki ‘Baba, bizi bombalamaya başladılar. Rusya Ukrayna’yı işgal etti.’” Katsurin, babasının cevabını hatırlıyor: “Hayır Mişa, bunların tamamı Ukrayna propagandası, bu barışçıl bir operasyon ve Rus kahramanlar sizi nazizmden kurtarıyor”.
Pek çok Ukraynalı ve savaş karşıtı Rus, Rusya’daki arkadaşları ve aileleriyle konuşurken benzer deneyimler yaşadı. Ruslar savaş başladığından beri daha da fazla televizyon izliyor. Mayıs ayının ilk haftasında en çok izlenen on programdan dokuzu haberler ve mevcut olaylarla ilgili yorum programlarıydı. Sadece bir yıl önce bu rakam beşti. Savaştan önce yüksek reytinglerin Putin’in beğeni düzeyiyle doğru orantılı olduğu yorumu yapılırdı.
Kanal 1 eğlence yayınlarını kaldırıp yerine güncel olaylarla ilgili programlar koydu. Haberler ve siyasi talk-showlar sabahtan akşama kadar kesintisiz bir şekilde yayında. Sabah ortası ise sağlık programları için küçük bir ara veriliyor. Gündüz vakti “Anti-Fake” gibi katılımcıların Batı yalanlarını çürüttüğü programlar, Akşamları da Vladimir Solovyov gibi şahin devlet televizyonu sunucularının yayınları.

Kamuoyu araştırmaları yüzde 80 gibi yüksek bir oranla toplumun özel askeri operasyona ezici destek gösterdiğini belirtiyor. Ancak rakamların doğruluğu tartışmaya açık. Sosyolog Yudin konuyla ilgili “Kamuoyu görüşleri bir kamuoyunun var olduğunu varsayarak, ancak Rusya’da bu yok edildi” yorumunda bulunuyor. Anketler bir tercihleri ölçme aracından ziyade kontrol mekanizmasına dönüştü. Savaş hakkında açık tartışmalar tamamen imkansız. Yudin, “Bir şeylerin olduğunu ama bunun hakkında konuşamadığımıza dair bir his var, çünkü normallik algımıza sarılmamız gerekiyor. Eğer odanın ortasında bir ölü adam yatıyorsa onun hakkında konuşamayız” ifadelerinde bulunuyor.
Savaş makinesinin çabalarına rağmen Ruslar topyekun bir şekilde kendilerini feda etmeye hazır değil. Askerlerin cepheye gitmeyi reddettiğine dair birtakım haberler yapıldı, bu ay başında iki genç asker alma ofisine molotof kokteyli fırlattığı için tutuklandı. Kapatılmaya zorlanan Novaya Gazeta’nın yeniden yapılandırılmış versiyonu Novaya Gazete Europe’a göre savaş başladığından bu yana bunun gibi sekiz olay daha yaşandı. Kremlin şu ana kadar savaşın savaş olduğunu ilan ederek topyekun bir seferberlik ilan etme planlarından geri durdu. Yetkililer bunun hiç de popüler olmayacağını biliyor. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan Kolesnikov şöyle diyor: “’Rusya için, zafer için’ diyorlar, peki zafer ne demek?”

Ruslar hala gayriresmi bilgiye erişebiliyor. YouTube yasaklanmadı. Muhalefet lideri Aleksey Navalny’nin ekibi burada geniş kitleleri kendine çekiyor. Popüler liberal radyo istasyonu Echo Moskvy’den birçok isim artık burada yayın yapıyor. Telegram’da her siyasi renkten kanallar var. Yasaklı sitelere bile sanal özel ağlar (VPN) sayesinde erişilebiliyor. Savaş başladıktan sosnraki ayda VPN uygulaması indiren Rusların sayısı günlük 700 bine ulaştı. Veri şirketi Appfigures’ın paylaştığı bilgilere göre bu sayı bir önceki ay günde 16 bindi. “Aygıtlara sahip modern insanlar her şeyi izleme ve okuma imkanına sahip” diyor Kolesnikov.
Ancak yasakların bir etkisi oldu elbette. Savaştan önce Rus halkının yüzde 30’u günlük olarak Instagram kullanıyordu. Araştırma şirketi Mediascope’a göre bu oran nisan sonunda yüzde 10’a düştü. Savaştan önce Echo Moskvy’nin ülke çapında üç milyon dinleyicisi vardı, YouTube’daki kanallarını ise 550 bin kişi takip ediyor. Pek çok Rus vatandaşı, özellikle yaşlı olanlar, VPN kullanacak cihazlara veya becerilere sahip değil. Batı yaptırımları ise akıllı telefon sahibi olmayı oldukça zorlaştırdı. Pek çok insan da tercihen resmi bilgi kanallarını tüketiyor.
Yanlış bilgilendirme ve sadece Putin tarafından üretilenler değil, insan zihninin tuhaf yanlarını kullanıyor. İnsanlar mevcut düşüncelerini takviye eden hikayelere inanma eğilimi gösteriyor. Buna “güdülenmiş düşünme” adı veriliyor. Bir bilginin sürekli tekrar edilmesi de onu inanılması daha kolay hale getiriyor. Günümüz Rusya’sında bu mekanizmalar şiddet ve baskı ile tahkim ediliyor. Resmi anlatıya meydan okumak veya onu sorgulamak sizi komfor alanınızdan atarak başınızı belaya sokuyor. Kolesnikov konu hakkında “İnsanlar gayriresmi medyayı izlemek istemiyor, isteseler bile bunlara inanmak istemiyorlar. Bu bir psikolojik savunma mekanizması” diyor.
Kaynak: Economist
Derleyen: Alp Selim