İttifakların Hâli ve Geleceği

Dört cumhurbaşkanı adayı öne çıkarken iki ana ittifakın genişleme ve iç dizayn çabaları sürüyor.
Türkiye’nin en saygın güvenilir, bağımsız, tarafsız düşünce ve yayın kuruluşu olan SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin DURAN, kaleme aldığı “İttifakların Hâli ve Geleceği” başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “tarihi yol ayrımı” olarak nitelediği 14 Mayıs seçimlerine kırk bir gün kaldığını açıkladı.
Prof. Dr. Burhanettin DURAN, dört cumhurbaşkanı adayı öne çıkarken iki ana ittifakın genişleme ve iç dizayn çabalarının da sürdüğünü ve Millet İttifakının HDP ile güç birliğini kurduğunun altını çizdi.
İYİ Parti’nin masaya dönmesi krizinin tabanda devam ettiğini dile getiren Prof. Dr. DURAN, parti temsilcilerinin seçmenin Memleket Partisine kayışını önleme gayretinde olduğunu hatırlattı.
Prof. Dr. Burhanettin DURAN, CHP hakimiyetindeki 6’lı masanın diğer sağ partilerinin ise CHP listelerinden kaç kişiye milletvekilliği alabileceklerinin arayışında olduğunu belirterek, bu durumun Kılıçdaroğlu’nu destekleyen blokta CHP ve HDP’yi, yani solu belirleyici hale getirdiğine de dikkat çekti.
TİP’in sesinin çok çıkmasının, masadaki eski AK Partilileri yargılamakla tehdit etmesinin de bunun bir işareti olduğuna vurgu yapan SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin DURAN, SP, GP ve DEVA’nın CHP ve Kılıçdaroğlu’nu iktidara taşımayı meşrulaştıran bir konumda olduklarının giderek daha konuşulur hale geldiğini ve bu muhafazakâr partilerin “yazılan tarihin” yanlış tarafında oldukları algısının ise güçlendiğini ifade etti.
Prof. Dr. Burhanettin DURAN, Cumhur İttifakının, Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Hüdapar’ın katılımı ile muhafazakâr-milliyetçi seçmen nezdindeki konsolidasyonu artırdığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
“İktidar paylaşımı içermeyen bu ittifak bir koalisyon değil. İdeolojik ortaklığı ve yakınlığı olan partiler bir araya geldi. YRP’nin Cumhur ittifakına katılım kararı alması bu kendi partinin geleceği açısından da isabetli. CHP ile ittifak kuran SP tabanından oy geçişi olamayacak bir parti ile yakınlaştı. Geldiği durum ortada. Halbuki YRP muhafazakâr seçmene hitap edebileceği bir ittifak içinde yer almayı seçti”.
Prof. Dr. DURAN, Erbakan’ın, katılım kararını izah ederken “ülkemizin CHP zihniyetine teslim olmasına vesile olmak istemedik” diyerek YRP ile SP arasındaki temel farka işaret ettiğini ve bu konumlanmanın da Millî Görüş çizgisine daha uygun olduğunun altını çizdi.
Erbakan’ın LGBT, İstanbul Sözleşmesi, Sihalar ve çocukların dini eğitimi konularındaki görüşlerinin de Cumhur ittifakı ile uyumlu olduğunu anlatan Prof. Dr. Burhanettin DURAN, YRP, Milli Görüş prensipleri ile siyaset yapma konusunda SP’nin çelişkilerini ortaya çıkardığını ve SP’nin CHP listelerinden seçime girmesininin CHP-MSP koalisyonu ile meşrulaştırmaya çalışmasının savunmacı bir propagandadan ötesi olamayacağını açıkladı.
Prof. Dr. DURAN, “Muhafazakâr-dindar kesimleri birçok kazanım elde ettikleri yirmi yıllık AK Parti iktidarından vazgeçmeye ve laikçi-baskıcı politikaların sorumlusu olan CHP’ye oy vermeye ikna etmek için üretilen bu tür argümanlar etkisiz kalıyor” diyerek şöyle devam etti:
“Hele Karamollaoğlu’nun Ayasofya açıklaması komedi ötesi. GP ve DEVA’nın ilk baştaki iddialarını terk ederek CHP masasında yer kapmaları onların da tasfiyesini engellemeyecek. Neden mi? Millet İttifakının yapısı sürdürülebilir değil, yeni krizlere gebe”.
Millet İttifakının güç birliği Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığı ile bir araya gelen 6’lı masanın ve HDP’yi dahil ettikleri sofradan oluştuğunu hatırlatan SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin DURAN, değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Birbirine zıt ideolojik çevreler iktidar paylaşımı ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş etrafında birleşti. Bir yanda “yüzyıllık Cumhuriyeti değiştireceğiz” diyen HDP var. Diğer yanda otoriter laikçiliğin şimdilik suskun ama iktidara gelmeyi bekleyen temsilcisi CHP var. Son krizden sonra İYİ Parti’nin masadaki önemi de seçmen tabanı da zayıfladı. Diğer sağ partiler ise üçüncül durumda. 6’lı masa özünde “bir geçiş dönemi koalisyonu.” Normal koalisyon performansı bile test edilmiş değil. Kaldı ki, 1960’lı, 1970’li ve özellikle 1990’lı yıllar, ülkemizde koalisyonların ne kadar istikrarsız ve kriz dolu olduğunu çok iyi anlatır”.
Millet ittifakının “geçiş koalisyonu”nun CHP ve HDP’ye çalıtığını ifade eden Prof. Dr. Burhanettin DURAN, “Kılıçdaroğlu kazanırsa cumhurbaşkanı olur ve ilk krizde diğerlerini tasfiye edebilecek güce ulaşır. Kazanamazsa CHP’nin oyunu artırır. HDP ise daha geniş alanda siyaset yaparak radikal taleplerini daha güçlü seslendirir” dedi.
Prof. Dr. DURAN, 7 partili koalisyon yönetmeye çalışırsa devlet kurumlarının farklı ideolojideki partiler arasında derebeyliklerine bölüneceğine dikkat çekerek, Partilerin kendi adamlarını yerleştirecekleri bürokrasinin çok parçalı ve hatta birbirine zıt konumlara savrulacağını ve Koordinasyon için yapılması gerekli toplantının sayısının tahmin bile edilemeyeceğinin altını çizdi.