İslam, Siyaset Düşüncesi ve Demokrasi!

İslami hassasiyetler göz önünde bulundurularak bir yönetim anlayışı geliştirilebilir.
UHA / İnternational News Agency
[Solda Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, Sağda Vakfın ve Derneğin kurucu Başkanı Mehmet Bozdemir]
Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği yönetimince her hafta sonu cumartesi günleri önemli şahsiyetleri davet ederek sohbet etkinliklerine devam ediyor.
Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği yönetimi, “İslam, Siyaset Düşüncesi ve Demokrasi!” başlığıyla düzenlemiş olduğu etkinliğe Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu’nu konuşmacı olarak davet etti.
Vakfın ve Derneğin kurucu Başkanı Mehmet Boz]demir konferansın açılışında konuşmasına ‘Tam Demokrasi Platformu‘nun tanıtımı ile başladı.
Mehmet Bozdemir, Vakıf ve Dernek olarak bugüne kadar gerçekleştirdikleri konferans ve panele her kesimden insanın geldiğini belirterek, ‘Tam Demokrasi Platformu‘ üzerinde uzun süredir çalıştıklarını söyledi.
“Birinci derecede sorunumuz demokrasi” olduğunu hatırlatan Bozdemir, Türkiye’nin geçen 100 yılda neden bir Almanya ya da Japonya olamadığını ve mevcut siyasi yapının ülkenin sorunlarını çözemediğini dile getirdi.
Kurucu Başkan Mehmet Bozdemir konuşmasının sonunda, Türkiye’de siyasetin bir rant ve liderlerin oluşturduğu bir alan olarak düşünüldüğünü belirterek, sorunların çözümünde sevgi ve barış dilinin esas alınması gerektiğinin altını çizdi.
Mehmet Bozdemir, konuşmacı Prof. Hayri Kırbaşoğlu ve konuklara davete icabetlerinden ötürü teşekkür ederek, Prof. Dr. Kırbaşoğlu’nun bugüne kadar çıkardığı külliyat ile Katar Üniversitesi’nde yaptığı öğretim görevlisi hizmetlerinden övgüyle söz ettikten sonra sözü Prof. Hayri Kırbaşoğlu’na verdi.
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, konu başlığı “İslam, Siyaset Düşüncesi ve Demokrasi!“nin özenle çok iyi seçilmiş olduğunu belirterek, bu konunun evlatlarımız ve torunlarımızı çok yakından ilgilendirdiğinin altını çizdi.
“Gerçekten sivil inisiyatif egemen olmadığı sürece bilim insanlarının dediği gibi gezegenimiz yaşanmaz hale gelebilecek. Yeryüzünde egemen güçler yaşanmaz bir zemin üzerine insanlığı oturtuyor” diyen Prof. Dr. Kırbaşoğlu, şunları söyledi:
“Benim akademik görev alanımın yanında ülkemiz ve İslam dünyasının sorunları üzerinde durmaya çalışıyorum. Şu an itibarıyla literatür üzerinden geldiğimiz sonuçları açıklamaya çalışacağım.
Klasik siyaset düşüncesi uygulamalarda yer almıyor. Tefsir ve hadis kitaplarında yöneten ve yönetilenler hakkında bilgi var. Klasik siyasi İslam düşüncesine atıfta bulunacağım, ilk tespitim İslam düşüncesinde kitap ve sünnette demokrasi fikri mevcut değildir. Burada herhangi bir model üretilmiyor. Emevi devletinin kurumsallaşmasının Bizans modelinden oluştuğu söylenir.
İslam; adalet, şura dışında yönetime ilişkin bir şey söylemez. Müslümanlar tarafından geliştirilen yöntem, kişilerin geliştirdiği bir yönetim anlayışına dayanır ve bunların dini açıdan bir kutsallığı yoktur. Tarih boyunca İslami açıdan öngörülen yöntem, padişahlık, sultanlık ve vezirlerin yer aldığı bir yönetim anlayışına dayanır.”
Demokrasinin şirk ve küfürden ziyade, demokrasinin gerekliliğine uzanan bir anlayışın günümüzde hakim olduğunu anlatan Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “Tunus ve İran’da bunun örnekleri var. Bizans ve Sasani İmparatorluğu modelleri o dönemde geçerli bir yönetim anlayışını hakim kılmıştı. Bir modelin dışardan gelmiş olması, dayandığı prensiplere bağlı olup, kabul edilebilir bir yönetim tarzı olabilir” dedi.
Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “Teorik olarak tutarlı bir yönetim modeli Müslümanlarda oluşmadı. Demokrasiye ilişkin fikirler Batıdan geldi. Kur’an da az sayıda ifadesini bulan adalet, şura gibi temel ilkeler Müslümanlar tarafından geliştirilemedi. Saltanat ve Tek Adam ağırlıklı bir yönetim anlayışı uygulandı, ilkeleri geliştirme yerine gerilemeye yol açan uygulamalara yer verildi. Esasında İslami dünya görüşü, katılımcı dünya görüşüne daha yakındır, totaliter olmaktan uzaktır. Kur’an da ifadesini bulan Şura ile İslam gelenekçi düşüncesi farklıdır. Orta Çağda uygulanan Şura, İslam dininin öngördüğü anlayıştan uzak” olduğuna da dikkat çekti.
Sözü bir kişinin söylemesinin yanlış olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, Kur’anda böyle olmadığını ve tam katılımcı demokraside 4 yılda bir seçilen vekilin verdiği kararlara uyan bir anlayışın hakim olduğunu ifade etti.
Günümüzde yanlış kararlara katılan vekillerin görevinin sonlanmadığını hatırlatan Prof. Dr. Kırbaşoğlu, Ulusal kongrelerde alınan kararların, hükümetin üzerinde alınan kararlar olarak kabul gördüğünü açıkladı.
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, şöyle devam etti:
“Müslümanlarda Batı’dan gelen her şeye karşı olma gibi bir anlayış söz konusu. İslam Dininde ‘Hüküm Allah’ındır sözü yönetim anlayışı veya siyasetle ilgili değildir. Allah, değer koyucu olarak hükmünü verir. İslami hassasiyetler göz önünde bulundurularak bir yönetim anlayışı geliştirilebilir. Bir düşünce, eylem İslami öğretide yasak değilse o şey uygulamaya devam eder”.
Kur’an’ın ilkeleri evrensel olarak kabul edilen ilkeler olduğuna da dikkat çeken Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “Şeriat uygulayan 9 Müslüman ülkenin her açıdan arz ettiği durum demokratik ilkelerden uzaktır. İnsani Gelişme endeksinde bu ülkeler arka sıralarda yer alıyor Yolsuzluk endeksinde de durum farklı değildir. İddiadan ziyade verilere bakınca durum daha iyi anlaşılıyor” şeklinde konuştu.
“İslam devletlerinin hiçbirisi, Müslümanların oluşturduğu bir yönetim anlayışı olmamıştır” diyen Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “başka kavimlerle bir arada bir arada ortak bir anlayış söz konusudur. Müslümanlar maalesef kendi aralarında paramparçadır, önemli olan uzlaşma kültürünün hakim olmasıdır. İslami yönetim diyerek insanlara yukarıdan dayatma olmaz, faşizan anlayış olmaz” dedi.
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, konuşmasını şöyle sonlandırdı:
“Yönetim olarak daha özgürlükçü daha demokratik olma zorunluluğu vardır. Mevcut durum itibarıyla bütün kusurlarına rağmen yine de demokrasi modeli daha iyidir. Demokrasi kültürü Müslümanlar tarafından içselleştirilmelidir. Yeni bir Müslümanlık anlayışı tesis edilmelidir. Türkiye modelinde toplumsal uzlaşma sağlanırsa İslami anlayış daha iyi bir düzeye gelebilir, toplumsal gerilim ve çatışma ortamı ortadan kalkabilir.”

Gazeteci – Yazar* Atıf ÖZGEN
E mail: ozgenatif@gmail.com