* Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ortak bir savunma kimliği oluşturamayan ve enerji bağımlılığına çözüm bulamayan Brüksel’in, Avrupa Birliği’ni devletler üstü bir yapıya dönüştürmekte başarılı olduğunu söylemek mümkün mü?
* Görünen o ki SSCB’nin dağıldığı 1991’den bugüne geçen 30 yıldan uzun sürede AB; zamanını, enerjisini ve parasını har vurup harman savurmuş.
UHA / İnternational News Agency
TRT Editörü Mehmet Ayfer Kancı, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisi için kaleme aldığı “Avrupa Birliği’nin Boşa Geçen 30 Yılı” başlıklı yazısında, Rus ordusunun, başarısızlığı tescillenen Ukrayna karşı saldırısının ardından inisiyatifi alarak giriştiği hamlenin, yalnızca hasmının cephe hatlarında değil, Kiev yönetimine destek veren Avrupa ülkelerinin ilişkilerinde de gedikler açtığına dikkat çekti.
Mehmet Ayfer Kancı, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Ukrayna topraklarına asker göndermekten bahsederken, Macaristan Başbakanı Victor Orban’ın şahsında temsil edilen bir grubun ise savaşa acilen son verilmesinden yana olduğunun altını çizdi.
İtalya ve Almanya’nın aralarında bulunduğu bir başka grubun ise daha düşük risk üstlenecekleri, ancak savaşın sürmesini sağlayacak seçenekler üzerinde durduklarını belirten Kancı, “Baltık ülkeleri, Polonya ve Romanya ise Ukrayna savunmasının çökmesi halinde kendilerinin ilk hedef olacakları düşüncesiyle dişlerine, tırnaklarına kadar silahlanmaktalar. Ancak Avrupa’nın bu parçalanmış görüntüsünün yalnızca Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı olduğunu değerlendirmek hatalı bir yaklaşım” olduğuna vurgu yaptı.
Avrupa, Birinci Soğuk Savaş’ın Finalinden Yararlanamadı
TRT Editörü Mehmet Ayfer Kancı, “Birinci Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ortak bir savunma kimliği oluşturamayan, enerji bağımlılığına çözüm bulamayan, İngiltere’yi birlik içerisinde tutmayı başaramayan Brüksel’in, Avrupa Birliği’ni devletler üstü bir yapıya dönüştürmekte başarılı olduğunu söylemek mümkün mü?” dedi ve şunları söyledi:
“Görünen o ki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağıldığı 1991’den bugüne geçen 30 yıldan uzun sürede Avrupa Birliği zamanını, enerjisini ve parasını har vurup harman savurmuş. Avrupa Birliği’nin şu an içerisine yuvarlandığı bu bölünmüş görünümden Rusya ya da ABD’yi sorumlu tutmak mümkün mü? Şüphesiz her iki süper güç kendi çıkarları doğrultusunda Avrupa’da hegemonya kurma girişimlerinden geri durmuyorlar. Ancak savunması için hâlâ Amerika Birleşik Devletleri’ne avuç açan, Rusya’dan gelen doğal gaz hatlarının imha edilmesiyle enerji politikalarının olağanüstü kırılgan bir durumda olduğu ortaya çıkan Avrupa Birliği, günümüz şartlarında süper güçler liginde top koşturmasının mümkün olmadığını ispatladı. Filmi biraz daha geriye sardığımızda ise 2008’deki küresel ekonomik krizden başlayıp, Covid-19 salgınının da katkısıyla karmaşıklaşan, ekonomisindeki yapısal sorunların da derinleşmesinin önüne geçemedi.”
Bu bölünmüşlük manzarası ve derinleşen yapısal problemlerin, her birinin hâlâ ayrı çıkarlar peşinde koşan başkentlerin, birliği kendi arzuları istikametinde çekiştirmeleri, Avrupa Birliği’nin geleceğini sorgulattığını belirten Mehmet Ayfer Kancı, şöyle devam etti:
“Belki de şu soruyu bir kez daha gözden geçirmek gerekiyor. 19’uncu yüzyılın başından itibaren Fransa’nın önce Avusturya İmparatorluğu ve Prusya’ya, daha sonra ise Almanya’ya karşı mücadelelerine son vermek için icat edilen bu birlik fikrinin hâlâ geçerliliği var mı? Uluslararası toplumun, bugün kendi hallerine bırakılmaları durumunda, yeni bir Fransa-Almanya Savaşı’ndan çekinmesi gerekiyor mu? Almanya ile Fransa arasındaki çıkar çatışmaları bugün dünya geneline yayılabilecek yeni bir çatışmayı teşvik eder mi? Bu sorulara evet cevabını vermek mümkün değil. Fransa bugünkü askeri ya da ekonomik kapasitesiyle ne Napolyon döneminin fetihlerine girişebilecek durumda, ne de Almanya; ABD’nin bu ülkeyi yeniden militarist bir toplum haline getirme çabalarına karşı, kısa ve orta vadede askeri olarak birilerine meydan okuyabilecek halde. Bu gerçekler Avrupa Birliği’nin varoluş sebebinin ortadan kalktığına işaret ediyor olabilir mi? Hatta artık bu fikrin geçerliliğini yitirdiğini gören İngiltere, olası yeni küresel çatışmalarla, İkinci Soğuk Savaş’ın zemininin ve taraflarının daha farklı olacağını düşündüğü için mi birliği terk etti?”
Adenauer’in Tahayyül Ettiği Avrupa Bugün Nerede?
TRT Editörü Mehmet Ayfer Kancı, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) bünyesinde hazırlanan Kriter dergisi için kaleme aldığı “Avrupa Birliği’nin Boşa Geçen 30 Yılı” başlıklı yazısını şöyle sürdürdü:
“Uluslararası toplumun günümüzdeki dengeleriyle, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ülkesinin yeniden inşasında önemli bir rol üstlenecek Federal Almanya Şansölyesi Konrad Adenauer’in 21 Eylül 1949 günü, müttefik ülkelerin yüksek komiserlerine hitaben yaptığı konuşma esnasındaki uluslararası dengeler, iki ayrı galaksi kadar birbirlerine uzaklar. Adenauer, o konuşmasında yeni bir Almanya hayalinin ötesine geçerek daha önce görülmemiş bir Avrupa Federasyonu hedefini ifade etmişti. Adenauer’e göre bu federasyon, Avrupa devletlerinde 19 ve 20’inci yüzyıllarda baskın olan dar milliyetçi kavrayışları aşacak bir biçimde tasarlanmalıydı. Almanya Başbakanı, göreve başladığı andan itibaren Almanya ile beraber Avrupa’yı yeni bir mutabakat çerçevesinde şekillendirmeyi hedef olarak belirlemişti. Nitekim bu bakış açısı, 9 Mayıs 1950’de yayınlanan Schuman Planı doğrultusunda, 19 Mart 1951’de Avrupa Birliği’nin öncülü Avrupa Demir ve Çelik Topluluğu şartının imzasını gündeme getirdi. Gerek Almanya Başbakanı Adenauer’in gerekse Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Yüksek Otoritesi ilk başkanı Jean Monet’nin görüşmelerinde öne çıkan vurgu, Schuman Planı’nda da altı çizilen unsur olan “Fransa ile Almanya arasında yeni bir savaşı düşünülemez kılmanın ötesinde, maddi olarak imkansız” hale getirme fikriydi”.
(Dursun Aydemir / AA, 24 Ocak 2024)
Yeniden Milliyetçilik Kıskacındaki Avrupa
“Peki Avrupa genelinde bugün keskin bir şekilde oy oranları yükselmekte olan popülist/aşırı sağcı partilerin geldiği noktaya baktığımızda, yaşlı kıtanın “dar milliyetçi” anlayıştan kurtulduğunu söyleyebilir miyiz?” diyen Mehmet Ayfer Kancı, geçtiğimiz Haziran’da düzenlenen Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlarının, dar milliyetçilik bir yana, Avrupa’yı sarıp sarmalayan şiddetli bir milliyetçilik dalgasının olduğuna işaret ettiğini açıkladı.
Kancı, “Peki Fransa ile Almanya arasında “maddi olarak imkansız hale gelen” savaş fikrinin başka coğrafyaları hedeflemediğine inanabilir miyiz? Fransa’nın Rusya’ya yönelen askeri tehditlerini, Ermenistan’a yaptığı silah satışlarını, Karabağ meselesinde Azerbaycan’ı saldırgan taraf olarak gösterme gayretlerini nasıl değerlendirmeliyiz? Kesin olan bir şey var ki, 1949’daki başlangıç noktasıyla Avrupa Birliği’nin bugün ulaştığı pozisyon arasında dağlar kadar fark var” olduğunu dile getirdi.
Ekonomik Kapasite, Etkili Bir Ortak Savunma Kimliği Oluşturamadı
TRT Editörü Mehmet Ayfer Kancı, “Oysa Birinci Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1992 itibarıyla Avrupa Birliği gerçek bir küresel güç olma yolunda büyük bir avantaj yakalamıştı. Bunu söyleyen ben değilim. Birinci Soğuk Savaş’ın ABD tarafından kazanılmasında önemli rol oynayan ABD’nin eski Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı (Jimmy Carter’ın Başkanlık döneminde) ve siyaset bilimci Zbigniew Brzezinski’ye göre, 1992’yi takip eden yıllarda ABD’nin iki büyük rakibi Japonya ve Avrupa Birliği olacaktı. Brzezinski 1995’te yayımlanan Out of Control: Global Turmoil on the Eve of the 21st Century kitabında, Avrupa’nın bugün içerisinde bulunduğu krizin en önemli unsuruna işaret etmektedir. Şöyle der ABD’li siyaset bilimci: “Avrupa Birliği, Japonya’ya kıyasla, küresel düzeyde zorlayıcı bir mesajı iletmek ve küresel askeri güce kavuşmak için ekonomik potansiyelini kullanmak açısından daha iyi bir pozisyondadır… Ayrıca Avrupa’nın bir bütün halinde etkileyici bir askeri güce kavuşması, Japonya örneğinde olduğu gibi dünya tarafından kuşkuyla karşılanmayacaktır” dediğini hatırlattı.
Mehmet Ayfer Kancı, sözlerini şöyle noktaladı:
“Görüldüğü üzere, Avrupa Birliği henüz başlangıç noktasında Brzezinski tarafından kendilerine sağlanmış olan tüyoyu değerlendirip, geride kalan 30 yılda ortak bir savunma kimliği oluşturma kabiliyetini gösteremediği gibi, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ortaya çıkardığı gerçeklerle anlaşıldı ki, yeterli silah ve mühimmatı üretecek kabiliyete dahi sahip değil. Bunun da ötesinde, Birinci Soğuk Savaş’tan bugüne gelen, güvenliğini ABD’ye havale etme konforundan da kurtulabilmiş değil. İşte bu noktada, “Avrupa’nın bugünkü bölünmüşlüğünün sorumlusu Rusya mı?” sorusunu değiştirmek gerekiyor: “Avrupa’daki bu bölünmüşlüğün sebebi, savunma alanında birliğe sağladığı konforu sürdüren ABD olabilir mi?”. Dahası ABD, Trump örneğinde görüldüğü gibi bunu bir şantaj unsuru olarak mı kullanmakta?”
***
Yazar hakkında
Türkiye’nin önde gelen gazetecilerinden biri olarak tanınan Mehmet Kancı, 1974 yılında Giresun’da dünyaya gelmiştir. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olan Kancı, kariyerine 1994 yılında ATV’de “Siyaset Meydanı” programıyla başlamış ve o günden bugüne medya dünyasında önemli bir iz bırakmıştır.
Mehmet Kancı’nın medya serüveni, ATV’deki “Haberci” programıyla hız kazanmış ve ardından NTV haber merkezi ile CNN Türk’te “Editör” programı ve haber merkezi görevleriyle devam etmiştir. Gazetecilik kariyerinde edindiği tecrübelerle TRT Türk ve TRT Haber’e katılan Kancı, şu anda TRT Editörü olarak görevine devam etmektedir.
Eğitim ve Mesleki Başarılar
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde aldığı eğitimle gazetecilik dünyasına adım atan Mehmet Kancı, uzun yıllara yayılan kariyeri boyunca birçok başarıya imza atmıştır. Canlı yayın televizyon programlarında yorumlarıyla gündemi değerlendiren ve Anadolu Ajansı için dış politika analizleri yazan Kancı, Türk medya sektöründe saygın bir konuma sahiptir.
Mehmet Kancı’nın Kitapları ve Yazıları
Gazetecilik kariyerinin yanı sıra yazar kimliğiyle de dikkat çeken Kancı, özellikle dış politika konularında kaleme aldığı yazılar ve analizlerle bilinir. Ayrıca, kitaplarıyla da okurlarına seslenen Kancı, Türkiye’nin ve dünyanın gündemine ışık tutan içerikleriyle geniş bir okur kitlesi edinmiştir.
Geleceğe Yönelik Projeler ve Etkinlikler
Mehmet Kancı, gazetecilik kariyerinde elde ettiği birikim ve deneyimleriyle geleceğe dair önemli projelere imza atmaya devam ediyor. Medya dünyasındaki etkin rolüyle bilinen Kancı, Türkiye’nin ve dünyanın önemli gelişmelerini kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
UHA HABER / Almanya’da Cumartesi günü yapılan parti kongresinde Sol Parti (Die Linke) yeni eş başkanlarını seçti. Partinin liderliğini iki kadın, Janine Wissler ile Susanne Hennig-Wellsow yürütecek. (UHA) Uluslararası Haber Ajansı’nın (dpa/BÖ,AI)’ye dayandırdığı habere göre, Almanya’da Sol Parti (Die Linke) delegeleri çevrimiçi olarak düzenlenen parti kongresinde yeni eş başkanlarını seçti....
UHA HABER / Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, en az 800 bin kişinin öldürüldüğü Ruanda Soykırım’ın 27’nci senesinde bu ülkeye önemli bir resmi ziyarette bulanacak. (UHA) Uluslararası Haber Ajansı‘nın ‘AFP’den aktardığı haberinde, Fransa’nın “Ruanda soykırımında ciddi sorumluluk taşıdığını” belirten raporun yayınlanmasının ardından Macron, yarınki konuşmasında ilk kez resmi olarak özür dileyip...
BERLİN-UHA HABER / Yapılan bir araştırma, iklim değişikliğinin bu şekilde devam etmesi durumunda yoksul ülkelerin GSYİH’larının 2100 yılına kadar yüzde 63,9 oranında küçüleceğini ortaya koydu. (UHA) Uluslararası Haber Ajansı Avrupa Temsilcisi Tuba Nur TÜRKELİ’nin haberine göre, İklim değişikliğinin etkilerinin en ağır şekilde görüldüğü yoksul ülkelerin ekonomik geleceği de tehdit altında....
UHA HABER / Yunan basını Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren Bayraktar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı’nı sayfalarına taşıdı. Türk savunma sanayiinde gelinen noktanın Atina’da yarattığı endişe, bir kez daha gün yüzüne çıktı. Yunan To Vima gazetesi “Türk dronlarına Yunan cevabı” başlıklı haberinde, Türkiye’nin 100’den fazla İHA’sı olduğunu hatırlattı. Yunanistan’ın Türk...
UHA HABER / İngiltere’nin Kent bölgesinde, savaş gemisi HMS Defender ile İngiliz ordusuna ait gizli belgelerin bir otobüs durağında bulunduğu bildirildi. (UHA) Uluslararası Haber Ajansı‘nın ‘BBC‘den aktardığı haberine göre, yaklaşık 50 sayfadan oluşan belgelerin bir kısmında, Rusya’nın, İngiltere’ye ait HMS Defender gemisinin Kırım açıklarından geçişine dair olası tepkileri tartışılıyor. Diğer...
UHA HABER / 30 Ekim 1961, Türkiye’nin olduğu kadar başta Almanya olmak üzere birçok ülkenin yakın tarihinin kuşkusuz önemli günlerinden biri. Bu tarih Türkiye’den başka ülkelere işçi göçünün resmi başlangıcı olarak kabul ediliyor. (UHA) Uluslararası Haber Ajansı Avrupa Temsilcisi Tuba Nur TÜRKELİ’nin (VOA)’ya dayandırdığı haberine göre, İkinci Dünya Savaşı sonrasında...
UHA HABER / Balkanlarda Kosova ile Sırbistan arasındaki gerilim ve Kuzey Makedonya ile Arnavutluk’un AB’ye tam üyelik müzakerelerinin Bulgaristan tarafından bloke edilmesi, bölgede yeni bir krize kapı araladı. (UHA) Uluslararası Haber Ajansı Avrupa Temsilcisi Tuba Nur TÜRKELİ’nin (DW)’ye dayandırdığı haberine göre, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen,...
HAYIRLI BİR PAZAR GÜNÜ DİLEĞİYLE… Son dönemde gurbetçiler akın akın Mersin’e yöneldi. Deprem riski bulunmayan Mersin en çok ev satılan ve alınan illerden biri oldu. MERSİN’DEN HABERİ Mersin, Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz kıyısında uluslararası limanı olan büyük bir şehirdir ve Mersin ilinin merkezidir. Merkez, her birinin kendi belediyesi olan...