ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
SON DAKİKA
00:49 Ömer Çelik: Cumhurbaşkanımız insanlık cephesinin en gür sesidir
20:21 Özgür Özel’in rakibi Dilek İmamoğlu mu olacak
15:35 Bayram tatilinin ilk 2 gününde 19 kişi hayatını kaybetti
15:24 Altun: Mehmet Selim Kiraz adaletin simgesi olarak hatırlanmaya devam edecek
15:15 Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andı
14:49 Siyasi partilerde bayramlaşma
11:23 Bir Başkadır Eşme’nin Bayramları!…
10:07 Adalet Bakanı Tunç, “Bu bayram Terörsüz Türkiye’ye adım attığımız bir bayram olsun.”
09:22 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ramazan ayında bakanlık hizmet modellerinden yararlanan 155 bin aileye ziyaret etti!…
09:00 MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldız’dan tutuklama çıkışı…
08:35 (RTÜK) Başkanı Şahin’den “Günlerdir ‘özgür basın’ nutukları atanların riyakarlığını bir kez daha gördük…
08:22 Bakan Uraloğlu: Anadolu’nun kalbinde yolculuk!
00:53 Bakan Tunç: Uludağ’ki otel yangınının tüm yönleriyle  aydınlatılması için  soruşturma hassasiyetle yürütülüyor 
00:39 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Göktaş, bakanlık personeli ile bayramlaştı
00:36 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı vesilesiyle AK Parti teşkilatlarına video mesaj gönderdi…
00:23 Ekrem İmamoğlu’nun teslim etmediği telefonunun HTS kayıtlarına ulaşıldı
00:13 Dışişleri Bakanlığı, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar tarafından yapılan açıklamayı “küstahça” olarak nitelendirdi ve reddetti.
00:13 Bakan Kurum’dan “Uluslararası Sıfır Atık Günü” paylaşımı
09:53 Türkiye’nin petrol üretim üssü halinde gelen Şırnak Gabar’da iki yeni sahada daha üretim başladı…
09:45 Külliye’de Ramazan programına 450 binden fazla kişi katıldı
TÜMÜNÜ GÖSTER →

NATO Zirvesinin Akla Getirdikleri

NATO Zirvesinin Akla Getirdikleri
11 Temmuz 2024
20
A+
A-

Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi ve Ankara merkezli bir düşünce kuruluşu olan SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Siyaset uzmanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, “NATO Zirvesinin Akla Getirdikleri” başlıklı yazısında, ABD’nin ev sahipliğinde 9-11 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen NATO’nun liderler zirvesinin Dünyanın en büyük savunma ittifakı, İsveç’in de katılımıyla ilk kez 32 üyeyle toplandığını belirterek, bu sene de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin gölgesinde gerçekleşen zirvede bütün üyelerin dayanışmayı ve caydırıcılığı önemsediğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Ferhat Pirinççi ::..Prof. Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, kendilerini harekete geçirecek kaygı düzeylerininse aynı olduğunu söylemenin zor olduğunu belirterek ve bununla beraber Rusya kaynaklı tehdit algısının zirve sonuç bildirisinde güçlü bir şekilde vurgulanmasının beklendiğini hatırlattı.

RUSYA’YA BAKIŞ

Rusya’ya komşu olan Macaristan haricindeki Doğu Avrupa ülkelerinin tamamının Rusya’dan varoluşsal tehdit algıladığını söyleyen Prof. Dr. PİRİNÇÇİ, bu nedenle bu ülkelerin bir yandan ABD ile ikili siyasi ve askeri ilişkilerini derinleştirirken diğer yandan NATO üzerinden de Rusya’ya karşı daha etkili adımlar atılmasını savunduklarını dile getirdi.

Prof. Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, şunları söyledi:

“Batı Avrupa ülkeleri de elbette Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden tehdit algılıyor. Ancak on yıllardır ılık suda yumuşak güvenlik politikaları izlediklerinden, Rusya kaynaklı tehdit algılarının dindirilmesi için atılacak adımların oluşturacağı maliyetleri üstlenmekte isteksizler. Burada İngiltere istisna olarak değerlendirilebilir zira Brexit sonrası dönemde küresel politika angajmanını artıran Londra yönetimi, ABD’yle birlikte Rusya’ya karşı agresif adımların atılmasını destekleyen ülkelerin başında yer alıyor.

Macron yönetimindeki Fransa’nın tavrını ise tanımlayacak en iyi ifade sanırım “kifayetsiz muhterislik” olacaktır. Bir yandan doğrudan bedel ödemek istemiyor diğer yandan Avrupa’da ve dünya politikasında etkili aktörlerden birisi olmak istiyor. Macron’un verdiği “Ukrayna’ya asker gönderme” mesajında kastettiği askerler Fransız askerleri mi yoksa NATO birlikleri mi belirsiz. Ancak herhangi bir askeri sürece liderlik yapması veya diğer devletlerin güçlü desteğini arkasına alabilmesi oldukça zor.

Türkiye ise az sayıdaki aklı selim NATO üyelerinden birisi olarak bir yandan Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekliyor, Rus işgalini tanımıyor ve NATO ile uyumlu politikalar izliyor. Diğer yandan da sorunun çözülmesi için diplomatik girişimlerine ara vermeden devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta Astana’da Putin ile yaptığı ikili görüşme de ana gündemlerden birisi Ukrayna krizine çözüm arayışıydı”.

UKRAYNA’NIN NATO ÜYELİĞİ GERÇEKÇİ DEĞİL

Zirve öncesinde özellikle Amerikan ve Avrupa medyasında dile getirilen önemli tartışma konularından birisinin de Ukrayna’nın olası NATO üyeliği olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. PİRİNÇÇİ, “Rusya’nın 2014’te Kırım’ı işgal ve ilhak etmesindeki en önemli argümanlarından birisi, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) olası üyelik süreciydi. 2022’de yeni Rus saldırılarının başlamasından dört gün sonraysa Kiev yönetimi AB’ye üyelik başvurusunda bulunmuştu. Yani Rusya’nın büyük çekincelerinden birisinin süreci başlamıştı” dedi.

Prof. Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, 2022’deki saldırısı öncesindeyse Rusya’nın en fazla üzerinde durduğu konunun, Ukrayna’nın olası NATO üyeliği olduğunu, bazı kesimlerin, bu zirvede Ukrayna’nın NATO üyeliğine davet edilmesinin ve üyelik sürecinin başlatılmasını dile getirdiğini, bu sayede Rusya’nın yayılmacılığına ve tehdidine karşı etkili bir cevap üretileceğinin savunulduğunu ifade etti.

“Bu NATO zirvesinde böyle bir gelişmenin gerçekleşmesi neredeyse imkânsız. Hiçbir NATO üyesi kendi topraklarında sıcak bir savaşın sürdüğü bir devleti ittifaka dahil etmek istemez. Nitekim Ukrayna’nın NATO’ya üye yapılması demek; NATO’nun doğrudan Rusya’ya savaş ilan etmesi anlamına geliyor. Bu maliyeti üstlenmeye kimse yanaşmayacaktır” diyen Prof. Dr. PİRİNÇÇİ, şöyle devam etti:

“Kanaatimce Ukrayna’nın olası NATO üyeliği 2022’de değil; 2014’te sona erdi. Zira Kırım’ın Rus işgalinde olduğu bir denklemde Ukrayna’nın NATO üyesi yapılması, Kiev’in Kırım’a yönelik atacağı en ufak haklı bir adım bile ittifakı harekete geçirecek 5. maddesinin devreye girmesi anlamına gelecekti. Devreye girmemesi halindeyse 1949’dan beri inşa edilmeye çalışılan caydırıcılığın son bulması kaçınılmaz olacaktı. Bu nedenlerle Ukrayna’nın NATO üyesi olması ne 2014’te ne de 2022 sonrasında gerçekçiydi. Rus askerlerinin (Kırım dahil) Ukrayna’nın tamamından çekilmediği sürece de gerçekçi değil.”

NATO DAYANIŞMASININ MOTİVASYONU

NATO’nun kuruluşundan günümüze etkinliğini sürdürmek ve dayanışmayı canlı tutmak için bazı motivasyonlara ihtiyaç duyduğunu açıklayan Prof. Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, “Soğuk Savaş boyunca NATO üyeleri arasındaki dayanışmayı sağlayan temel motivasyon bizatihi Sovyetler Birliği’nin varlığıydı” dedi.

“Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından NATO’ya ihtiyaç duyulup duyulmadığı tartışması yapıldığı bir dönemde yeni motivasyon unsuru devreye girdi: Balkanlardaki krizler. Bosna krizine 1995’te (gecikmeli bir şekilde) müdahale eden NATO, 1999’da Kosova krizine hızlı bir şekilde müdahale etti. Avrupa ülkeleri NATO’ya neden ihtiyaç duymalarını gerektiğini bir kez daha hissetti” diyen Siyaset Uzmanı Prof. Dr. PİRİNÇÇİ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“NATO için zayıflamaya başlayan dayanışma motivasyonunu 11 Eylül saldırıları sağladı. İttifak tarihinde ilk kez 5. madde işletildi ve Afganistan’a operasyon yapıldı. Bu operasyonun sağladığı motivasyon 10 yıl içinde giderek azalırken bu kez füze savunma sistemleri bir motivasyon unsuru olarak işlev gösterdi.

Biden'dan Obama'ya: Yeniden başkan adayı olabilirim | soL haber

Etkinliği tartışma konusu olan bu sistemin sağladığı motivasyonun yerini ise 2014’te kısmen Rusya aldı. Kısmen diyorum zira ne Biden’ın Başkan Yardımcısı olduğu Obama yönetimindeki ABD ne de Avrupa ülkeleri Kırım’ın işgali öncesinde ve sonrasında etkili bir reaksiyon gösterebildi”.

2020’ye girerken Rusya’nın yanı sıra Çin’nin büyük ölçüde ABD’nin öncelemesi nedeniyle NATO belgelerine girmeye başladığını hatırlatan Prof. Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin, odağın bir süre daha Rusya üzerinde olmasına neden olsa da 2022’de yayımlanan NATO Stratejik Konsept’inde kendisine yer bulan Çin’e yönelik kaygının Washington zirvesinde de dile getirilmesinin beklendiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. PİRİNÇÇİ, bu noktada Rusya’nın ittifak içi dayanışmada bir motivasyon unsuru olmaya devam etmesinin gayet doğal olduğunu belirterek, “Yukarıda zikredildiği gibi bazı NATO üyeleri varoluşsal, bazıları düşük bazılarıysa yoğun bir şekilde Rusya’dan tehdit algılıyor” dedi.

“Bu durumun etkisi NATO üyelerinin savunma harcamalarında da etkisini gösteriyor” diyen Prof. Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ,  NATO üyelerinin 2014’te gayrisafi yurtiçi hasılalarının (GSYH) yüzde 2’sini savunma harcamalarını taahhüt ettiğinde sadece 3 devletin bu şartı karşıladığını ve 2024’e gelindiğindeyse 23 üyenin GSYH’larının yüzde 2’sinden fazla savunma harcaması yapmasının beklendiğini hatırlattı.

Prof. Dr. PİRİNÇÇİ, Rusya’dan varoluşsal tehdit algılayan ülkelerinse taban oranın çok üzerinde savunma harcaması yaptıklarının görüldüğünü ve yapmaya devam edeceklerinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan aynı düzeydeki tehdit algısının Çin için geçerli olduğunu söylemenin zor olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, Çin’e yönelik kaygıların askeri ve siyasi açıdan ABD ve İngiltere için ön planda bulunduğunu, Ekonomik açıdansa bunların yanı sıra bazı AB ülkeleri için söz konusu olduğunu, ancak ABD ve İngiltere haricindeki üyeler için bu kaygıların Rusya ile kıyaslandığında ne o kadar yüksek ne de o kadar yakın olduğunun altını çizdi.

 ***
Yazar hakkında

Ferhat Pirinççi

Doktorasını 2010’da Uludağ Üniversitesi’nde tamamlayan Pirinççi, Bursa Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası Siyaset Anabilim Dalı’nda profesör olarak görev yapmaktadır. Ortadoğu, silahlanma ve ABD dış politikası üzerine çalışmalar yapmakta olup lisans ve lisansüstü düzeyde uluslararası ilişkiler, Ortadoğu, silahlanma ve ABD dış politikası dersleri vermektedir.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.