Kitap I ‘Şehrin Sesi’

KAYSERİ – UHA HABER / Anavatan Partisi Kayseri eski İl Başkanı, tesbitleri ile her zaman dikkat çeken ve Kayseri’nin son derece önemli bir şahsiyeti olan Hami Kıranatlıoğlu’nun ‘Şehrin Sesi’ adlı kitabı rasflarda yerini alarak okuyucuyla buluştu.

Hami Kıranatlıoğlu, hala Kayseri’mizin daha yaşanılabilir güzel bir şehir olması konusunda da öneriler ve eleştirilerini anlatmaya çalışıyor.

“Benim çocukluğumun Kayserisi huzur kenti idi. Kapılar açık kalır, kadın-çocuk istediği yere gidip gelirdi. İnsanımız sahiciydi. Eve getirdikleri yiyecekleri başkaları görmesin diye saklı getirirler, fakirleri, alamayanları kollar gözetirlerdi. Çocuk gördükleri zaman mutlaka bir şeyler vermeye çalışırlardı. Acılı ve sevinçli günleri mutlaka birlikte yaşarlardı. Benim Kayserim birbirine caka satmayan, mütevazi, vicdanlı, zengin fakir arasında uçurum olmayan, eşit yaşam ve eğitim şartlarında yetiştiğimiz, adli olayların pek olmadığı, geleneklerine bağlı, güzel insanların şehriydi. İşte, bu yüzden ben bu şehri çok sevdim…”

Hami beyi tanır mısınız?
Ben çok iyi tanırım.
Cürcüler ve Muammer Bey Mahallesi’nden, hemen Kayseri Ordu Evi’nin arkasındaki Müselles Bahçe’nin duvarlarından, Ahmet Paşa İlkokulu’nun hemen yanından Cemal Amca’nın bakkal dükkanına uzanan yoldan tanırım.
Kısacası, çocukluk yıllarımdan tanırım Hami Abi’yi..
O yıllarda, yakışıklı, kibar ve başarılı bir gençti. Lise’den mezun olduktan sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazanan nadir Kayserili öğrencilerden birisiydi. İTÜ’yü kazandığında, “Çok başarılı bir genç, İTÜ’yü kazanmış” diye parmakla gösterilirdi.
Eğitim hayatı başarılarla dolu geçti. Lise ve Üniversite yıllarında ki eğitim başarısı yanında, başarılı bir sporcu idi. Kayseri’de futboldan futbolcudan bahsedilince, önce Hami’nin ismi gelirdi. “Ne oynuyor ama, bu hafta yine süper oynamış” diye konuşulurdu. Gerçi, Fehmi Hoca, Mehmet Canbulan (Kayserisporlu Mehmet), Civelek, Gotil, Badi, Şaban- Mustafa Türemiş, Feyyaz, Necip, Oktay gibi çok başarılı sporcular da vardı ama, Hami, kibarlığı, kılığı kıyafeti ve zerafeti ile bir başka yürürdü. Bu isimler sadece birer futbolcu değildi, şehrin örnek isimleri idi. Üniversite tahsili yapan, eğitimli, iyi ahlaklı, disiplinli, büyüğüne saygı gösteren, küçüklerini koruyan, bir anlamda mahallenin abisi, liderleri idi. Ve şehrin sevilen isimleri olarak tanınır, bilinirlerdi.
Hemen herkes bu isimleri tanır, sevgi ile yaklaşır, büyük saygı gösterirlerdi.
Hami Abi, uzun yıllar, yurt içinde ve yurt dışında elektirik mühendisi olarak önemli görevler yaptı.
Siyasete atıldı. Bizim bildiğimiz kaypak, sigara paketi üzerine not alan klasik politikacı tipini silip atan, o yılların güvenilen, inanılan ve sevilen politikacı tipini yaratan isimlerdin birisi oldu. Öyle bir dönemde politika yaptı ki, sanki, diğer partilerin il başkanları da aynı özellikleri taşıyor, aynı samimiyette, aynı karakteri taşıyordu. Bu sıcak samimi insanlar, aynı dönemde bir araya gelip, farklı siyasi partilerin başında görev aldılar. Hiçbir ayrım ve farklılık yaratmadan tüm Kayseri’yi kucaklamayı bildiler. Sevildiler, saygı gördüler..

Hami Abi, tüm bu meziyetlerine bir yenisi daha ekledi.
Kalemi aldı eline, başladı yazmaya.
Yazar oldu.
Mecbur kaldı yazmaya.. Şehirde bir sürü sorun, sıkıntı var, kimse eline alıp bir iki satır yazmıyor. Gördüğü duyduğu, yaşadığı her şeyi not almaya, akşamları ev de, şöyle çala kalem yazmaya, daha sonra sosyal medyadan paylaşmaya başladı.
Yazıları öyle ilgi gördü ki, tıklanma sayıları bir anda yüzleri, iki yüzleri aşmaya başladı. Cesaretli, yürekli, cesur yazılar yazdı. Kamu yöneticilerini, belediye başkanlarını, görevini yapmayan STK’ları, sendikaları, kamu adına denetlenmesi gereken kim varsa, hepsini eline aldı, eleştirdi, yol gösterdi, önerilerini sıraladı, tecrübelerini aktardı.
Hiçbir zaman özel hayata girmedi, eleştiri sınırlarını net belirledi ve kişileri rencide edecek, küçük düşürecek yazılardan kesinlikle kaçındı, tek kelime yazmadı. Mahalle baskısından, “Bizim arkadaşımız, yazma, bırak” gibi telkinlerin etkisinde hiç kalmadı. Ne sansüre, ne de oto sansüre izin verdi.
Özgürce yazdı, doğruyu yazdı.
Öyle yazılar kaleme aldı ki, eleştirdiği insanlar bile, telefon edip, “Haklısınız, göremedim. Konuyla yakından ilgileneceğim. Teşekkürler” demeye başladılar.
Yazdı, yazdı ve okuyucu sayısı katlayarak arttı.
Sosyal medya yetmeyince, iş daha büyük boyutlara taşındı. Gazetelerde, köşe yazıları yazmaya başladı. Önce, gazeteciler pek sıcak bakmalılar. Ama, o yılmadı. Bir süre sonra, Hami beyi kendi gazetelerine taşımak isteyen gazeteler birbirleri ile yarışmaya başladılar.

Bu kitabı okuyunca, “Kayseri Basını” adına önemli bir eser yarattığını gördüm ve kendime de birazcık pay çıkardım. Hami Abi’nin, basın dünyasına katılması ve köşe yazarlığını sürdürmesi konusundaki ısrarımın katkısı olduğunu düşünüp, bende kendime pay çıkarıyor, Hami Abi‘yi tanımış olmakla gurur duyuyorum.
Kitabın adı, “Şehrin Sesi”
Tahmin edeceğiniz gibi, Kayseri’yi çok çok eskilerden alıp, günümüze kadar taşıyor. Anılarını, yaşadıklarını ve gördüklerini gönümüze taşıyor. Günümüzün sorunlarını açık ve net bir biçimde ortaya koyuyor, eleştiriyor. Gazeteci, soru sorar ve araştırır. Hami abi de bu kitabında, hem soru soruyor, hem araştırıyor, hem de geçmişi bize yeniden yaşatıyor.
“Şehrin Sesi” çok geç elime geçti.
Biliyorum, kusurluyum.
Hami Abi, affedecektir, o engin hoşgörüsü ile eminim şu anda gülümsüyordur.
Nihayet sevgili dostumuz Diş Hekimi Rasim Gülel beyin ofisine gidip, imzalı kitabımı teslim aldım. Emanetler yerine ulaştı.
Unutmadan, birde bu kitabın yayınlanmasında en büyük pay sahibi Sanayici ve İş İnsanı Faruk Molu beyi unutmamak gerekir.
Faruk Molu, Kayseri’nin bugüne kadar yetiştirdiği en önemli müteşebbis ve en büyük değerdir. İş İnsanı, sanayici, ekonomist, yatırımcı, işçi dostu, yol gösterici ve örnek insandır.
Hami abi, bu şehir öyle bir şehir oldu ki, maalesef, ne değerlerimize sahip çıkabiliyor, de insanlarımıza saygı gösteriyoruz. Küçüğümüz, büyüğümüz kalmadı.
Faruk Molu’nun, kendi fabrikasında çalışan işçileri örgütleyerek sendikal hareket başlatan fabrikatör olduğunu kim bilir?
Bilen var mıdır?

Kayseri, böylesine önemli bir değerden hiçbir zaman yararlanmayı, faydalanmayı bilemedi. Hatta, öyle kıskanç duygular gelişti ki, Faruk beyin önüne set çekmeye kalkanlar bile oldu. Kayseri’nin dimdik ayakta duran Karsu Tekstil Fabrikası yanında, Yamula Baraj Projesi, Serbest Bölge ve sayamayacağım Kayseri’nin en büyük projeleri Faruk beyin kafasından çıkan ve hayata geçen projelerdir.
Kayseri’nin, bir türlü değerini anlayamadığı, anlamak istemediği ve fikirlerini kavrayamadığı bu insanı çok çok arayacağız. Zira, böylesi beyinler artık bu şehirde yetişmiyor.
O şimdi, sakin bir yaşamı seçti. Kendi dünyasında, Kayseri için yararlı olabilecek ne varsa düşünüp tasarlamanın peşinde..
Evet, Hami abi tam 370 sayfa yazmış.
Ben biraz uzattım.
Kutluyorum. Kayseri’nin geleceğine ışık tutan, yeni kuşakların anne ve babalarının yaşadığı şehri tanımalarını sağlayacak çok değerli ve kıymetli bir eser..
Ben, “Şehrin Sesi”ni, kitaplığımın baş köşesine yerleştirdim.
Sizde, okumalısınız.
“Ne dersin Hami abi, hala bu şehri seviyor musun?”
[UHA Haber Ajansı, 10 Mart 2022]
Yorumlar