Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gazze halkının yaşadıklarına karşı çıkmak için insan olmak yeterlidir. İsrail, elbette hesap verecek. İşlediği savaş suçlarının, yakın gelecekteki yargılanmalarında ayrı bir yeri olacaktır. Er ya da geç insalık mahkemesinde yargılanacaklardır. Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum” dedi.
UHA/ İnternational News Agency
“İsrail, Filistin coğrafyasında uyguladığı her zulmün hesabını elbette verecektir”
Erdoğan, Tolstoy’un “Bir insan acı duyuyorsa canlıdır, başkasının acısını duyuyorsa insandır.” sözünde işaret ettiği gibi Gazze halkına uygulanan zulme karşı çıkmak için sadece insan olmanın yeterli olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
“İsrail, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Filistin coğrafyasında uyguladığı her zulmün hesabını elbette verecektir. Bundan kaçış yok, Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum. Mülteci kamplarında uyguladığı katliamlar ve Gazze’de 7 Ekim’den bu yana işlediği savaş suçları, bu ülkeyi yönetenlerin yakın gelecekteki yargılanmalarında ayrı bir yere sahip olacaktır. Türkiye, kendisi gibi düşünen devletler ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte bu meseleyi her platformda gündeme getirecek, takip edecek ve somut sonuçlara ulaşmasını sağlamak için sonuna kadar çalışacaktır. Evet, İsrailli yöneticiler, er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettikleri cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Daha önemlisi Netanyahu yönetimine bu cüreti veren, işlediği insanlık suçlarının üzerini örten Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaşacaklardır. Şayet Amerika ve Avrupa ülkeleri, İsrail’e sınırsız siyasi, askeri ve ekonomik destek vermemiş olsa bu terör devletinin yöneticileri böylesine pervasız ve acımasız hareket edemezdi.“
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı’nın tarihinin bu açıdan oldukça karanlık, çirkin, vahşi ve gaddarlık örnekleri ile dolu olduğunu dile getirerek, “Biz bunların tıynetini Bosna’dan, Makedonya’dan, Yunanistan ve Bulgaristan’dan, Çanakkale’den, Ermeni isyanlarından, Filistin’den, Irak’tan, Suriye’den, oralardaki vahşetlerinden ve sinsi oyunlarından biliriz.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyayı asırlardır Batı değerleri safsatasıyla oyalayanların, sadece kendi güvenlik ve refahları dışında hiçbir değerleri olmadığını defalarca ispatladığını söyledi.
Batı’nın “değerlerim” diye sunduğu inanç, felsefe, hukuk ve bilim unsurlarının tamamının başka coğrafyalara ve toplumlara ait olduğunu ifade eden Erdoğan, “Batı’nın inancı Kudüs, Nasıra, bu felsefe Ege ve Batı Anadolu, hukuki itibarıyla Akdeniz ve Roma, bilimi Endülüs ve Doğu dünyası kökenlidir. Sadece barbarlık gerçek anlamda Batı’ya ait bir vasıftır.” diye konuştu.
Haçlı Seferleri’nde 4 milyon, sömürgelerinde 50 milyon, 1’inci ve 2’nci Dünya savaşlarında 70 milyon insanı katleden Batı’nın bu vasfını hep sergilediğini dile getiren Erdoğan, Gazze’deki vahşete ortak olan Batı’nın çalıp çırptığı tüm değerleri bir kenara bırakıp yine sadece mayasındaki barbarlık dürtüsüyle hareket ettiğini söyledi.
Erdoğan, “İsrail’e en küçük bir söz söyletmeyip Gazze’de yapılanları dile getirenlerin üzerine hoyratça giden Batı yönetimleri bireysel düzlemde insan olma, kurumsal düzlemde devlet olma özelliklerini kaybetmişlerdir. Aynı şekilde Birleşmiş Milletler ve onun en önemli organı olan Güvenlik Konseyi gibi kurumlar da bu zulüm karşısında sergiledikleri acizlikle insanlığın ortak çatısı olma hüviyetlerinden iyice uzaklaşmışlardır.” şeklinde konuştu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in samimi çabalarının Güvenlik Konseyi’nin kimi daimi üyeleri tarafından engellendiğine dikkati çeken Erdoğan, yıllardır “Dünya beşten büyüktür” diye haykırırken bu gerçeklere işaret, bu haksızlıklara isyan ettiklerini kaydetti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
“Buradan açıkça söylüyorum; Batı’nın etekleri altına saklanan İsrail yönetimi, zulmünü ne kadar tırmandırırsa sonuçta ödeyeceği bedeller de o kadar ağır olacaktır. Masum çocukları, kadınları, yaşlıları, silahsız ve çaresiz insanları dünyanın en modern savaş araçlarıyla öldürmek sadece İsrail yöneticileri gibi korkaklara mahsus bir zavallılıktır. Gazze’deki bir avuç sivil karşısında yüreği de bacağı da titreyen İsrail’in gerçek bir orduyla gerçek bir güçle karşı karşıya geldiğinde paramparça olacağı muhakkaktır. İsrail yönetiminin böyle bir acı akıbete gerek kalmadan bir an önce aklını başına toplamasını ümit ediyoruz. Bölgeye huzur gelmesinin tek yolunun, 1967 sınırlarında Doğu Kudüs’ün başkenti olduğu, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kuruluşundan geçtiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.”