‘Bazı ülkeler yürürlüğe koydukları düzenlemelerle İslamofobinin kurumsallaşmasına hizmet ediyor’

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, her yıl yayınlanan Avrupa İslamofobi Raporu’na bakıldığında İslam karşıtı ırkçılığın, sosyal ve siyasal yaşamın birçok alanında hissedildiğinin görüldüğünü, verilere bu İslam karşıtı söylemlerin ve nefret suçlarının yansıdığını söyledi.

Altun, Müslümanlara yönelik şiddetin yalnızca İslam karşıtlığının hızlı bir yükselişte olduğu Batı ülkelerinde değil, dünyanın farklı coğrafyalarında da görüldüğünü belirterek, başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere tüm küresel kurumların reforma tabi tutulması gerektiğini, İslamofobiyle mücadele noktasında bu gerekliliğin kendisini çok açık ve net şekilde gösterdiğini söyledi.
Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek BM reformuna işaret ettiğinde esas itibarıyla orada aynı zamanda İslam dünyasının temsiliyetinin zayıflığına da işaret ettiğini, İslam dünyasının bütün gücüyle gerçek kimliğiyle BM’de karar alma mekanizmalarında temsiliyetinin adil bir dünya düzeni için bir mecburiyet olduğunun altını çizdiğini aktardı.
Müslümanların yaşadığı sistematik sorunların, uluslararası gündemin bir parçası olması gerektiğini belirten Altun, “İslam ülkelerinin ilgili kurum ve kuruluşları iş birliklerini arttırmalı, yeni mekanizmalar ve çalışmaları ortaya koymalıdır. Bu kapsamda İslam İşbirliği Teşkilatının gerçekleştireceği faaliyetlerin hayati öneminin farkındayız” dedi.
‘Küresel ana akım medya Müslümanların sorunlarına, görüşlerine yeterince yer vermiyor’
İslamofobinin bu denli yayılmasında uluslararası medyanın hatta küresel stratejik düşünce kuruluşlarının da etkisinin yadsınamayacağını kaydeden Altun, şunları söyledi:
Altun, İslamofobinin yayılmasına neden olan diğer bir unsurun da sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dezenformasyon faaliyetleri olduğunu vurgulayarak, “Sosyal medyada ölçüsüz, kontrolsüz şekilde büyütülen dezenformasyon küresel alanda İslam düşmanlığını körükleyen bir unsurdur” ifadelerini kullandı.
Bir yandan da aşırı sağ ve popülist siyasetin, sosyal medya üzerinden Müslümanlara yönelik dezenformasyonun artmasında da etkili bir unsur olduğunu aktaran Altun, “Dezenformasyon üreten yapılar, aktörler, aşırı sağcı unsurlar, bütün bunlar mültecilere, Müslümanlara ve yabancılara karşı mesnetsiz ve teyid edilmemiş yalan bilgilerle bir düşmanlık körüklemektedir. Dezenformasyon ve mezenformasyon kampanyaları bu grupların kendilerine göre etkili iletişim stratejilerindendir” değerlendirmesinde bulundu.
Bu süreci besleyen bir diğer unsurun komplo teorileriyle büyütülen bir korku iklimi oluşturmak olduğunu dile getiren Altun, şöyle konuştu:
“Korku iklimi bir endüstriyi beraberinde getirmekte ve bu endüstri de dezenformasyondan beslenmektedir. Dünyadaki mülteci ve İslam düşmanı hareketlerin oluşturduğu tehlikenin Türkiye farkındadır. Sayın Cumhurbaşkanımız bu tehditlerin en başta farkında olan bir lider olarak her platformda uluslararası topluma, bu tehdide karşı mücadele etme zorunluluğunu ve dayanışma içinde olunması gerektiğini hatırlatmıştır. Bu noktada çağrılarını defaatle bütün uluslararası platformlarda yinelemiştir. İslam’ı ve Müslümanları karalayan dille mücadele her daim bizim temel düsturlarımızdandır. Nitekim bu doğrultuda bu mücadelenin ön saflarında yer alan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret söylemiyle mücadele etmenin her medeni toplumun asli vazifesi olduğunu ortaya koymuştur.” (SputnikNews)
[UHA Haber Ajansı, 24 Ekim 2022]
Yorumlar