“Bahriyeli”…

Bu başlık bir kitap adı. Kitabın alt başlığı, “Çatalzeytin’den Kandıra’ya Dalgalar”.


Türkiye’de birçok ilin tarihi üzerine yazılmış kitaplar var. Fakat hakkında kitap yazılan ilçeler sayılıdır. Çatalzeytin, 15 yıl kadar önce Türkay Öztürk’ün çabalarıyla “Ciye” adlı yetkin bir belgesele sahip olmuşken bu kitapla da ikinci bir belgesele kavuşmuştur.
Çatalzeytin’in merkezinde ve köylerinde doğup büyüyenler şu anda nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar bu kitabı okurlarsa mutlaka kendilerini ilgilendiren bir şey, bir olay, bir şahısla karşılaşacaklardır. Ayrıca ilçeleriyle ilgili bilmedikleri birçok şey öğreneceklerdir.
Bu romanın üzerinde durulmayı hak eden çok sayıda ayrıcalığı var. Tek bir yazıda bunların hepsinin üzerinde durmak mümkün değil. Ben kendi açımdan en başta anılması gereken birkaç tanesinin üzerinde duracağım.
Romanın dili olabileceği kadar güzel. Okuyucuyu hiç yormayan; kısa ve çok düzgün cümlelerle meramın anlatıldığı; akıcı, sürükleyici bir üsluba sahip. Ben bu kitabı okuyunca Hasan Doğan’ın acaba daha önce yazdığı kitaplar var mı, dil ve anlatımdaki bu birikimi, bu başarıyı nasıl yakaladı diye merak etmekten kendimi alamadım. Benim için kitaptaki Türkçeyle ilgili olarak takdir ve tebrikten başka söylenecek söz yok. Kitapta imla ve noktalama da çok düzgün. Hiçbir aksaklık yok.

Kitabın başkişisi, 1 numaralı kahramanı Hasan Doğan. 2 numaralı kahramanı ise dede Terzi Hasan. Romanda önemleri, rolleri çok farklı sayısız insanın adı geçiyor. Romanın ilgiyle okunacak farklı farklı bölümleri bulunuyor. Ama bu kitapta dede-torun ilişkisinin çok ayrı bir yeri var. Ben okuduğum sayısız roman ve hikâyede dede-torun ilişkisinin bu kadar sıcak, sempatik, duygulu, etkileyici anlatıldığını görmedim.
Kurgu değil, gerçek bir dede olan Terzi Hasan; torununun okuması, yetişmesi, adam olması için göze aldığı ve hemen hepsini gerçekleştirdiği fedakârlıklar dolayısıyla okuyucuda büyük takdir ve hayranlık uyandırıyor. “Dünyada ne dedeler varmış, helal olsun!” dedirttiriyor.
Okuyucu, benzer kalitede dedelerin çok sayılı olabileceğini düşünmeden edemiyor. Ben Çatalzeytin’in bir köyünde doğduğum ve yaşım da müsait olduğu halde bu dedeyi hiç görmemiş, tanımamış olmama çok üzüldüm. Torun Hasan Doğan’ın bu dedeye karşı olan içten, candan sevgisi, saygısı, bağlılığı ve onun arzu ve beklentilerini karşılama konusundaki gayretleri de ayrı bir takdir ve hayranlığı hak ediyor. Çünkü dedenin olağanüstü fedakârlıklarına karşı bilinçli, disiplinli çalışmasıyla hedefe ulaşmada hiçbir şeyi şansa bırakmak istemiyor. En sonunda başarıyor ve dedesine iştiyakla beklediği sevinç ve mutluluğu tattırıyor.
Romanda dede torun ilişkilerinin anlatıldığı bölümlerde kaç defa gözlerimden yaşlar boşandığını söylersem anlattığım şeylerdeki samimiyetim herhalde daha iyi anlaşılır.
Tek bir yazıda romandaki başka birçok güzelliğe değinemiyorum. En iyisi eseri okuyarak örnek bir Türk subayının çok meraklı hikâyesine birinci elden tanık olmaktır.
//::İsmail Özcan sayfasından, 6 Kasım 2022

Not: Görsellerin, üstünde “Tatiliniz için Çatalzeytin” yazılı bölümü, Tahsin Şentürk sayfasından alındı.
İsmail ÖZCAN & Eğitimci Yazar
[UHA Haber Ajansı, 07 Kasım 2022]
Yorumlar