Türkiye’nin saygın, güvenilir Ankara merkezli bir düşünce Türkiye’nin saygın, güvenilir Ankara merkezli bir düşünce kuruluşu olan SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Genel Koordinatörü ve Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nebi MİŞ, “Avrupa’nın Gergin Trump Bekleyişi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Putin’in Ukrayna’ya “özel askeri operasyon” başlatmasından bu yana, “dünya savaşının eşiğinde olma” tedirginliği her yeni gelişmede yeniden yükseliyor.
Trump’ın “savaşları bitireceğim” vaadi, Avrupa ve ABD’nin mevcut yönetimini bu iki aylık sürede Putin’e karşı “yeni bir eyleme geçme” sürecini doğurdu.
Biden yönetimi, Ukrayna’ya verilen süpersonik taktik balistik füzelerin Rusya topraklarını vurmasına izin verdi. Şansölye Olaf Scholz Putin’i arayıp gerilimi düşürmeye yönelik çağrıda bulunsa da Putin saldırıları artırdı.
Putin, Rus topraklarına, büyük bir saldırının olması durumunda “nükleer silah kullanma doktrini“ni kabul etti. Ukrayna’nın ABD füzeleri ile Rusya’yı vurması halinde bunun “müşterek bir saldırı” olacağı kararını imzaladı.
Savaşın en başından itibaren Putin çeşitli dönemlerde “kırmızı çizginin aşılması” durumunda nükleer silah kullanma tehdidini sürekli gündemde tutsa da şu ana kadar bu gerçekleşmedi. Hatta ABD ve Avrupa ülkelerinin, Putin’in kırmızı çizgiyi aşmak olarak değerlendirdiği birçok silahı, Ukrayna’ya sağlamasına rağmen şu ana kadar, “nükleer silah kullanırız” tehdidi bir “caydırıcılık” unsuru olarak kaldı.
Seçilmiş başkan Trump göreve başlayana kadar geçecek sürede, hem Rusya-Ukrayna hem de İsrail-Filistin savaşında durum daha kötüye gidebilir.
Avrupa medyasında, “Ukrayna’ya güvenilir garantiler artırılmalı” ve “Washington’a bel bağlanmamalı” çağrıları yapılıyor. Ukrayna konusunda Rusya’ya önemli bir üstünlük sağlayacak bir taviz verilmesi durumunda, Avrupa’nın güvende olmayacağı analizleri yoğunlaşıyor.
Trump’ın göreve başlamasına kadar, Avrupa’nın “endişe hali” ile Biden yönetiminin Trump’ı zor duruma düşürecek kararları artırması, bu iki aylık sürecin sancılı geçeceğinin işareti.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nda yeni bir dönüm noktasına gelindiği görülüyor. Ve bu durum Avrupa için ciddi bir paradoks ortaya koyuyor. Avrupalı liderler Rusya’nın dizginlenmesi gerektiğini düşünseler de Rusya’ya karşı sert saldırılar Putin’i daha fazla agresifleştirebilir. Avrupa’nın hem kısa hem de orta vadede aşması gereken en önemli paradokslarından birisi bu.
İkinci Trump döneminin, Rusya-Ukrayna Savaşı’na dair bu paradoks da dahil uluslararası siyasetin çoklu sorunsallarının nasıl çözüleceği konusunda belirleyici bir değişken olarak temayüz edeceği kesin.