Altılı Masa’nın aday kararı: Ortak mı, çoklu aday mı?

28 Şubat’taki “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını kamuoyuna duyurarak, seçimlerde “işbirliği” kararını somutlaştıran CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu “Altılı Masa”da yer alan siyasi partiler 5 Ocak’ta bir araya gelerek, cumhurbaşkanı adayının “seçim bildirgesi” veya “hükümet programı” olarak da ifade edilen, “ortak politika ve söylem” çalışmasına son noktayı koymayı planlıyor.
Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş için gerekli anayasa değişikliği çalışmasını 28 Nisan’da ortak toplantıyla kamuoyuna duyuran Altılı Masa’nın “hükümet programını” da benzer şekilde, özel bir toplantıyla açıklaması planlanıyor.
Geçiş süreci ile ilgili çalışmada da sona yaklaşırken, geçen yıldan bu yana en çok merak edilen ise “Altılı Masa’nın adayının kim olacağı.”
Adaylık konusunda CHP ile İYİ Parti arasında görüş ayrılığı olduğu biliniyor.
Kılıçdaroğlu, “Altılı Masa’nın kabsul etmesi halinde” aday olmak istediğini açıkça ifade ediyor.
Ancak İYİ Parti, Kılıçdaroğlu’nu “kazanacak aday” olarak görmüyor.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP’li Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları’nın adaylığına karşı olmadığını birkaç kez ifade etti.
Ancak hakkındaki dava ve görevden alınma olasılığı nedeniyle İYİ Parti’de İBB Başkanı İmamoğlu’nun adaylığı zor olarak görülüyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığına ise HDP ve CHP sıcak bakmıyor.
Siyasi kulislerde, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı en güçlü olasılık olarak görülüyor.
Masadan uzlaşma çıkmaması halinde, 2018’deki gibi her partinin kendi adayını çıkarması da olasılık dahilinde.
Ancak 2018’deki gibi bir hezimetin yaşanması olasılığına karşın, son ana kadar ortak aday seçeneğinin zorlanacağı ifade ediliyor.
Aday açıklamayı “seçim takvimine” göre şekillendirecek olan Altılı Masa’nın adayını, Şubat ayı başına kadar belirlemesi ihtimal dahilinde.
İttifaklar seçimi: En az 4 ittifaklı seçim
İttifak yasasının yürürlüğe girmesinden sonra 2018 ve 2019 seçimlerinde HDP tek başına seçime girerken, AKP, MHP ve BBP “Cumhur İttifakı”, CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti ve Saadet Partisi ise “Millet İttifakı” olarak yarıştı.
Altılı Masa ile genişleyen Millet İttifakı’nın isim ve biçim değiştirmesi gündemde.
Altı Parti’nin yeni bir isim altında ittifaka gidebileceği gibi, İYİ Parti ile CHP’nin ayrı ayrı ittifaklar yapması da olası.
İttifakların nasıl şekilleneceği de Altılı Masa’nın önemli gündem maddelerinden olacak.
Geçen seçimlere tek başına giren HDP ise eğer hakkında kapatma kararı çıkmazsa, sol-sosyalist siyasi partilerin içinde yer aldığı “Emek ve Özgürlük İttifakı” ile seçime girecek.
HDP, cumhurbaşkanı adaylığı konusunda ise Altılı Masa’nın adayına göre karar verecek. Kılıçdaroğlu veya İmamoğlu aday olursa, HDP, cumhurbaşkanı adayı çıkarmama eğiliminde.
Bir başka ittifak oluşumu ise küçük partiler arasında yapılacak görünüyor.
Muharrem İnce’nin genel başkanı olduğu Memleket Partisi, Ümit Özdağ’ın genel başkanı olduğu Zafer Partisi ile Doğru Parti ve Milli Yol Partisi’nin de aralarında bulunduğu siyasi partiler ittifak görüşmesi yürütüyor.
HDP ile ilgili kapatma davası
[HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan]
Yeni yılın önemli konularından birisi de HDP’ye yönelik kapatma davası olacak.
Yılın son günlerinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’ye 10 Ocak’ta ilk taksidi ödenecek Hazine Yardımı’na bloke konulması için Anayasa Mahremesi’ne başvurmuştu.
AYM; bu başvuruyu 5 Ocak’ta sonuçlandıracak ve bu HDP kararı öncesindeki ilk sinyal olacak.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin de 10 Ocak’ta AYM’ye gelerek sözlü açıklama yapacak. Şahin’in açıklamasının ardından belirlenecek günde ise HDP sözlü savunmasını verecek.
HDP’nin sözlü savunmasının ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak olan AYM raportörü esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.
Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılması sonrası mahkeme başkanı toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.
[HDP, 5’inci Olağan Büyük Kongresi’ni 3 Temmuz’da yaptı]
AYM, HDP’nin kapatılması yönünde karar verebileceği gibi sadece “Hazine yardımının kesilmesi” kararı da alabilir.
HDP, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde anahtar konumunda.
Bu nedenle AYM’nin kararının siyasi sonuçları da olacak.
Siyasi kulislerde İmamoğlu kararının ardından, HDP’nin kapatılmasının sürpriz olmayacağı konuşuluyor.
HDP yönetimi ise uzun süredir “en kötü” senaryoya göre hazırlık yaptıklarını belirtiyor ve kapatılma halinde, aday gösterilecek “isim listesi havuzu”nun da hazır tutulduğunu belirtiyor.
Seçim, iktidar ve muhalefet için ne anlama geliyor?
2023 seçimi hem Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarı hem de muhalefet için kritik önemde.
Son 1 yıl iktidar için özellikle ekonomik açıdan son derece sancılı ve sıkıntılı geçti ve birçok kamuoyu şirkenin araştırmasına göre de iktidar partisi ciddi oy kaybetti.
MHP’nin güçlü desteğine karşın, seçim ittifakını genişletemeyen ve yeni seçmen kitlesi kazanmakta zorlanan AKP’de cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın kişisel oyuna güveniliyor.
Hatta parlamentoda çoğunluk sağlanamazsa bile, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçileceği inancı dile getiriliyor.
Cumhur İttifakı’nın seçimi kaybetmesi sadece sistem tartışması değil, usulsüz uygulamalar, yolsuzluk iddiaları nedeniyle yargı yolunun açılması anlamına da gelecek.
Her ne kadar muhalefet kanadında “devri sabık yaratılmayacağı” ifadeleri kullanılsa da, böyle bir senaryoda, 21 yıldır görevde olan siyasi aktörler için kapsamlı bir yargı süreci başlayabilir.
Muhalefet de 2023 seçimini Türkiye için “hayati” önemde görüyor.
Zira bir dönem daha seçmenden vize alması halinde, Erdoğan iktidarının daha da otokratikleşeceği ve “tek adam” sisteminin kökleştirileceği, parlamenter sistem hedefinin tamamen rafa kalkacağı düşünülüyor.
Seçimin kaybedilmesi, başta CHP lideri Kılıçdaroğlu olmak üzere Altılı Masa’da yer alan siyasi parti liderlerinin siyasi hayatlarının da sonu anlamına gelebilir.
‘Parlamento ile denge sağlanabilir’
İktidar ve muhalefet hesaplarını hem cumhurbaşkanlığı seçimini, hem de parlamentoda çoğunluğu kazanma üzerine yapsa da, seçmenin yetkiyi paylaştırması da olası görülüyor.
Bu çerçevede cumhurbaşkanlığı seçimini Erdoğan’ın alması halinde, parlamentoda çoğunluğu kaybetmesi olasılık dahilinde.
Böyle bir durumda, her ne kadar kararmane çıkarma yetkisi olsa parlamentonun bu kararları denetleme yetkisi veya aynı konuda yasa çıkarma yetkisi bulunuyor.
Böyle bir tablonun aslında “denge denetleme” sisteminin oluşmasını sağlayacağı ve gücün tek elde toplanmasını engelleyeceği için Türkiye’nin “normalleşme” sürecine de katkı sağlayacağına işaret ediliyor.
Gazeteci* Ayşe SAYIN
- Unvan,BBC Türkçe, Ankara
- Twitter,
[UHA Haber Ajansı, 05 Ocak 2022]