UNESCO’nun Dünya Mirası Buzullar Raporuna göre: Buzullar Yok Oluyor

* Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) “Dünya Mirası Buzullar” adlı bir rapor yayımladı.
* Uydu verilerinin incelenmesiyle hazırlanan raporda, iklim değişikliğinin başlangıcı kabul edilen buzulların erimesi ele alındı.
Sümeyye MİLLET, Analist
Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden (TÜRKSAM) Analist Sümeyye Millet, kaleme aldığı “UNESCO Dünya Mirası Buzullar Raporuna göre: Buzullar Yok Oluyor” başlıklı haber analizinde, Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) yayımladığı raporuna göre, iklim değişikliği nedeniyle dünya genelindeki bazı buzulların 2050’ye kadar yok olacağını bildirdiğini dile getirdi.
Raporda, UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan 50 alanda 18 bin 600 buzul olduğu, bunların üçte birinin 30 yıl içinde kaçınılmaz biçimde yok olacağının ifade edildiğini ifade eden Sümeyye Millet, buzulların ve insanların iklim değişikliğiyle mücadelesine bağlı olmadan eriyeceğinin, Afrika, Avrupa ve Amerika’daki bazı buzullardan iz kalmayacağının belirtildiğini aktardı.
(TÜRKSAM) Analist Sümeyye Millet, raporda, Tanzanya’daki Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro, İsviçre Alpleri, İtalya’daki Dolomit ve ABD’deki Yellowstone Ulusal Parkı ile Yosemite Ulusal Parkı’ndaki buzulların da 2050’ye kadar eriyecek buzullar arasında olduğunun kaydedildiğini ifade etti.
Dr. Bruno Oberle]
Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Genel Direktörü Dr. Bruno Oberle’nin “Buzulların hızla erimesiyle milyonlarca kişi su sıkıntısı ve sel gibi doğal afet riskiyle karşı karşıya kalabilir, milyonlarca insan da deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yerlerinden olabilir” değerlendirmesinde bulunduğunu belirten Sümeyye Millet ve Dr. Bruno Oberle’nin “Bu çalışma, sera gazı emisyonlarının acilen azaltılması ve iklim değişikliğinin azaltılmasına katkı sağlayacak ve insanların etkilerine daha iyi uyum sağlamasına olanak tanıyabilecek doğa temelli çözümlere yatırım yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.” sözlerini eklediğini ifade etti.
Raporda, hali hazırda her yıl 58 milyar ton buz kaybedildiği bunun da Fransa ve İspanya’nın yıllık toplam su kullanımına eşdeğer olduğunun da yer aldığına vurgu yapan Analist Millet, UNESCO listesinde yer alan diğer üçte ikilik alanın kurtarılmasının halen mümkün olduğunun ve ancak bunun iklim değişikliğiyle mücadele ile olacağının altının çizildiğini kaydetti.
Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden (TÜRKSAM) Analist Sümeyye Millet, kaleme aldığı “UNESCO Dünya Mirası Buzullar Raporuna göre: Buzullar Yok Oluyor” başlıklı haber analizine şöyle devam etti:
20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren uluslararası ilişkilerin güncel konularından birisi çevre konuları olmuştur. Teknolojinin ve buna bağlı olarak sanayinin gelişmesi fosil yakıtlara olan bağımlılığı artırmış, karbon salınımı sera etkisi ile dünyanın sıcak bir gezegen haline gelmesine neden olmuştur.
Çevrenin tahribi söz konusu olduğunda asit yağmurlarından, atıkların bertaraf edilmesinden, ormanların yok olmasına kadar birçok tehdit bizleri beklemektedir.
Küresel ısınmanın etkilerini somut olarak gördüğümüz alanlardan birisi de buzullar olabilmektedir. Buzulların erimesi; kaynakların tükenmesi, kirlenme ve bozulmanın gerçekleştiğinin işareti niteliğindedir.
Çevre söz konusu olduğunda ulusal önlemler kadar uluslararası önlemler de önem arz etmektedir. Hatta tüm dünyayı ilgilendiren bir konu olmasından sebepli uluslararası, küresel nitelikte ele alınması gereken bir konudur. Bu konudaki araştırmalarda ABD, Çin, Hindistan, Rusya ve AB gibi sanayileşmiş ülkelerin öncülük yapması tartışılmakta ve uygun görülmektedir. Çünkü mevcut karbon salınımında bu ülkelerin payı bir hayli fazladır.
Türkiye uluslararası anlamda Kyoto Protokolü’ne 2009 yılından beri taraf olan ülkedir. Kyoto Protokolü küresel ısınma, iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslararası tek çerçevedir. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin kapsamında hazırlanmıştır ve Türkiye İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne de 2004 yılında taraf olmuştur. Kyoto Protokolü, karbondioksit ve bununla ilgili gaz çıktılarını azaltmaları için sanayileşmiş ülkeler açısından makul hedefler belirlemiştir ama beklenen ilerleme sağlanamamıştır. Benzer şekilde Paris Anlaşması imzalanmış fakat ülkeler sera gazlarını sınırlamada başarıya ulaşamamıştır.
Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Örgütü’nün konu ile ilgili raporları ciddiye alınmalıdır. Devletler etkin çözüm yollarını bulmak ve buldukları yolda emin adımlarla ilerlemek zorundadırlar. Küresel ısınma ve iklim değişikliği yalnızca bugünün sorunu değil yarınların da sorunudur ve bu sorun her gün artmakta ve etkileri daha yıkıcı ve geri dönülmez bir hal almaktadır. Gerçekleştirilen müzakerelerde devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmekte olduğunu ve soruna ekonomik perspektiften yaklaşmakta olduğunu görmekteyiz. Devletler bu konu ile ilgili çıkarlarını bir kenara bırakarak tüm dünya adına adımlar atmalıdırlar. UNESCO’nun “Dünya Mirası Buzullar” raporu bu durumu kanıtlar niteliktedir. Bu rapor aynı zamanda bir eylem çağrısı olmuştur.
UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay’ın, “Bu rapor bir eylem çağrısıdır. Buzulları ve onlara bağlı olağanüstü biyolojik çeşitliliği ancak karbondioksit emisyon seviyelerimizi hızla düşürerek kurtarabiliriz. COP27, bu soruna çözüm bulunmasına katkı sağlamak için çok önemli bir role sahip olacak. UNESCO, bu hedefin gerçekleştirilmesinde devletleri desteklemeye kararlı” açıklamasının da 6-18 Kasım 2022 tarihlerinde düzenlenen COP27 BM İklim Değişikliği Konferansı’ndan konu ile ilgili kalıcı çözümlerin göstergesi.
***
Yazar hakkında
Sümeyye Millet