Seçim sonrası devralınacak ekonomi ve alternatif senaryolar

2023 yılının ilk yarısı “enflasyonla büyüme” politikalarının sürdürülmeye çalışıldığı, seçim arifesinde talebin desteklenip altta yatan kırılganlıkların devam ettiği bir süreç olacak.  Yeni destek programlarının yarattığı kırılganlıklar ilave önlemler ve düzenlemeler ile bertaraf edilmeye çalışılacak.

Hepimizin merak ettiği soru ekonomi politikalarının seçim sonrası dönemde nasıl bir seyir izleyeceği sorusu.

Eğer seçim sonrasında hükümet değişikliği olmazsa ekonomi politikalarında ani bir değişiklik olmayacaktır. O noktada soru mevcut şartların nereye kadar sürdürülebileceği sorusu. Bu soruyu cevaplayabilmek zor. Mevcut politikaların sürdürülebilmesi kurdaki baskıları tutabilmeye dayalı ki bu zamana kadar bunu mümkün kılan dışarıdan alınan borçlar ya da borçların ötelenmesi idi.  Bu sistemin uzun vadede sürdürülemeyeceğini ve risklerin de giderek artmakta olduğunu söyleyebiliyoruz. Borç alamadığımız noktada geleneksel politikalara er ya da geç dönüş  kaçınılmaz olacaktır.  Ancak o dönüş noktasının tarihini verebilmek çok zor.  Eğer mevcut politikalar 2023 yılında sürdürülebilirse 2022’de başlayan ivme kaybının devam etmesi ve senenin yüzde 3-4 civarında bir büyüme rakamı ile sonuçlanması mümkün olabilir.

Hükümet değişikliği olursa o zaman geleneksel politikalara derhal dönülecektir. Faizlerde bir artış kaçınılmaz olmakla birlikte çok yüklü bir artış ekonomide ani bir yavaşlama riski ve bir dizi kırılganlığı beraberinde getireceği için “güçlü fakat kademeli” faiz artışları ile enflasyon beklentileri çıpanalacaktır.  Bu senaryoda 2023 büyümesi yüzde 3’ün altına düşebilir. Ancak doğru para ve maliye politikaları bütünü ile ileriye yönelik büyümenin hızlı ve güçlü geleceğini, sermaye girişlerinin ve yatırım iştahının artacağını, merkez bankası rezervlerinin tekrar yerine konmaya başlayacağını söyleyebiliriz.

Ekonomik açıdan çok zor bir yılı geride bıraktık.  Geleneksel politikalara geçerken bu yıldan miras kalan ve derinleşen risk ve kırılganlıkları gözetmek gerekecek. Bu durum ister istemez iyileşme sürecinde hız kaybı yaratacak. Ancak önümüzde kara bulutlar yok.  Yaşadığımız sorunların altında yatan sebepler belli ve bu sebeplerin çözümleri de mevcut.  Doğru politikalar bütünü ile ödenecek maliyetleri azaltmak ve hızlı bir toparlanma sürecine girmek de mümkün.

Türkiye daha önce de ekonomik krizler yaşadı, ve doğru politikalarla bu krizlerden çıkmayı becerdi. Yine becerecektir.

Yeni Yıla Mevlana’nın en sevdiğim sözlerinden biri ile girelim: “Ümitsizlik semtine gitme, ümitler var. Karanlığa doğru gitme, güneşler var”