Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, “Tahıl koridorunu işler hale getiren Türkiye ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızdır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Türkiye olarak, yıllardır uluslararası meselelere bakarken temel perspektiflerinin insanı esas alan bir bakış açısı olduğunu söyledi.
Üsküp’ten TÜRKUAZ Uluslararası Haber Ajansı (TÜHA)’nın haberine göre, Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’teki temasları kapsamında, Uluslararası Balkan Üniversitesinin (IBU) 21 Aralık Türkçe Eğitim Günü programında konuşan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Rusya-Ukrayna savaşına da değinerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bakın çok yakınımızda bir coğrafyada bir savaş yaşanıyor. Rusya-Ukrayna savaşı. Çeşitli sebepleri var. Rusların izahları var bununla ilgili, Ukraynalıların izahları var, çeşitli Avrupa ülkelerinin ‘bu neden böyle oldu, nasıl olmalı falan’, buna dair açıklamaları var. ABD’nin var, başka ülkelerin var. Bütün bu açıklamaları yaparken bu perspektif dediğimiz şey çok önemli.”
Fotoğraf çekmenin çok basit bir şeymiş gibi geldiğini fakat perspektifi bulabilmenin çok önemli olduğunu kaydeden Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu yapabilmek için de bir yerde durmanız gerekiyor, bir şeyleri esas almanız gerekiyor. Oradan hareketle bir yere bakıyorsunuz. Dolayısıyla neleri önceliyorsunuz, sizin olaylara bakışınızda esas olan nedir, bu çok önemli. Türkiye olarak, bu olay da dahil olmak üzere, yıllardır uluslararası meselelere bakarken temel perspektifimiz insani bir bakış açısıdır, insanı esas alan bir bakış açısıdır. Bunu savaş başladıktan sonra da başlamadan önce de gösterdik.”
Yakın zamanda yaşanan tahıl krizine ilişkin Şentop, “Bu sadece tahılın azlığı meselesi değil, şüphesiz onu yaşayan ülkeler de var ama aynı zamanda tahıl piyasalarındaki bozulma sebebiyle, fiyatların çok yükselmesi de söz konusuydu. Bu konuda iki ülkeyle de görüşebilen, Rusya ve Ukrayna’yla ve bu konuda İstanbul Sözleşmesi dediğimiz bir sözleşmeyle tahıl koridorunu işler hale getiren Türkiye ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızdır.” dedi.
Enerjiyle ilgili de benzer bir krizin yaşandığını vurgulayan Şentop, şunları kaydetti:
“Burada da meseleyi sadece ‘savaş devam ederse Rusya yıpranır falan veya devam ederse şöyle olur, böyle olur’ hesapları üzerinden değil, orada bu şartlar altında ölen insanlar var, enerji hatlarının tahrip edilmesi sebebiyle kış şartlarında donan insanlar var, günlük gıda ihtiyacını karşılamada sorun yaşayan insanlar var. Çok ciddi ölçüde bir göç gerçeklemiş. Yakın coğrafyadan bahsediyorum, ama sadece yakın coğrafyamız değil, biraz Orta Doğu’ya gittiğinizde, Afganistan’a gittiğinizde, dünyanın birçok yerinde bu tür sorunlar var.”
Dünyada bilginin küreselleşmesi gibi hususlar olduğunu ifade eden Şentop, şunları söyledi:
“Ama küreselleşme, hep materyalist, kapitalist bakış açısı, sadece paranın serbest dolaşımı, eşyanın serbest dolaşımı gibi algılanıyor. Ama her şey serbest dolaşıma girdi. Virüs mesela, o da serbest dolaşıyor. Çin’de başlayan, ortaya çıkan bir virüs çok kısa bir süre içerisinde dünyanın her yerine bütün mutasyonlarıyla dolaşıyor. O da küresel, hastalıklar da küresel, bunları anlamalıyız. Ama sağlık da küresel olmalı. Biliyorsunuz bu konuda da aşıyla ilgili yaşadığımız sorunları. Bazı ülkeler ihtiyacından çok fazla stok yaptı, başka ülkeleri gözetmeden. Ama sadece kendi vatandaşlarınızı aşılasanız yetmiyor. Çünkü başka bir ülkedeki virüs veya mutasyona uğramış virüs gelip sizin ülkenizi, sizin vatandaşlarınızı vuruyor.”
Barışın da küresel olması gerektiğine dikkati çeken Şentop, “Yani şunu demek istiyorum, dünyanın herhangi bir yerinde bir insan barış içerisinde, huzur içerisinde, asgari insani şartlarda yaşamıyorsa bütün dünyanın, bütün dünyada yaşayan insanların güvenliği ve huzuru tehdit altındadır. Artık insanlık bu anlamda birbirine bütünüyle ve çok yakın şekilde bağlı hale gelmiştir.” dedi.
Önceliğin insan olması gerektiğini, devletler, kurumlar, kavramlar bütün teorilerin, aslında insanın insanca yaşayabilmesi için var olduğunu dile getiren Şentop, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu anlayış içerisinde hareket etmemiz gerekiyor. Türkiye olarak biz uluslararası ilişkiler alanında bunu yapmaya çalışıyoruz. Ama tabi o makro büyük politikalar, dünyayı yönetme idealleri, hırsları falan olan bazı siyasetçiler, bazı ülkeler buna karşı bir tutum içerisine girebiliyor ama bu önemli değil. Bundan sonra böyle bir dünyada, bilginin bu kadar yaygın olduğu, küreselleşmenin bu kadar yaygın olduğu dünyada kazanacak olan, insanı önceleyen politikalardır, insanlıktır. Biz bunun peşindeyiz.”
[UHA Haber Ajansı, 22 Aralık 2022]